RÖPORTAJLAR

Piri Reis ile Yüz Yüze: Dünya Haritasını Hazırlarken Hangi Kaynaklardan Yararlandınız?

Amerika kıtasının Avrupalılar tarafından tanınmaya başlamasının üzerinden henüz birkaç yıl geçmişken, Osmanlı denizcisi Piri Reis 1513 yılında dikkat çekici bir dünya haritası hazırladı.

Abone Ol

Haritada Avrupa ve Afrika’nın batı kıyılarıyla Atlantik adaları ve Güney Amerika’nın doğu sahilleri birlikte gösteriliyordu.

Peki Piri Reis, hiç gitmediği okyanusların ve görmediği kıyıların haritasını nasıl çizebildi? Kristof Kolomb’a ait olduğu belirtilen kayıp bir haritaya gerçekten ulaşmış mıydı? Portekizli denizcilerin gizli tuttuğu bilgiler onun eline nasıl geçti? Haritası Antarktika’yı mı gösteriyordu, yoksa bu iddia sonradan ortaya çıkan bir efsane miydi?

“Tarihle Yüz Yüze” serisinin bu bölümünde Piri Reis’e haritasının kaynaklarını, denizcilerden topladığı bilgileri, haritalarındaki hataları, Osmanlı yönetimine sunduğu eserleri ve hayatının sonunda neden idam edildiğini soruyoruz.

Dünyaya yön veren isimlerle sıra dışı röportajlar…

 

 
Gelibolu’da Deniz Kokusu Taşıyan Bir Çalışma Odasındayız

1513 yılının Gelibolu’sundayız.

Akşam karanlığı, Çanakkale Boğazı’nın üzerine ağır ağır inerken kıyıya bağlı gemilerin direkleri rüzgârla birlikte gıcırdıyor. Limandan yükselen katran, ıslak halat ve tuz kokusu dar sokaklara kadar ulaşıyor.

Taş duvarlarla çevrili bir odanın kapısını açıyoruz.

Masanın üzerinde tek bir harita değil, farklı büyüklüklerde onlarca çizim bulunuyor. Bazıları yıpranmış, bazıları tuzlu suyun bıraktığı lekelerle kaplanmış. Kenarlarında yabancı dillerde notlar, anlaşılması güç işaretler ve denizcilerin kullandığı yön çizgileri var.

Bir köşede pusulalar, pergeller ve cetveller duruyor.

Duvara asılmış Akdeniz haritasında adalar, körfezler ve limanlar dikkatle işaretlenmiş. Masanın ortasında ise ceylan derisi üzerine çizilmekte olan çok daha büyük bir harita bulunuyor.

Sağ tarafta Avrupa ile Afrika’nın batı kıyıları…

Sol tarafta Atlantik Okyanusu’nun ötesindeki yeni topraklar…

Kıyıların çevresine gemiler, hükümdarlar, hayvanlar ve açıklayıcı notlar yerleştirilmiş.

Masanın başındaki denizci, elindeki farklı haritaları sırayla inceliyor. Birinde gördüğü kıyı çizgisini diğerindeki ölçülerle karşılaştırıyor. Denizcilerden dinlediği yolculukları, kendi tecrübeleriyle sınamaya çalışıyor.

Karşımızdaki kişi yalnızca bir haritacı değil.

Akdeniz’de yıllarca savaşmış, limanları görmüş, fırtınalara yakalanmış, esirlerden ve denizcilerden bilgiler toplamış bir Osmanlı kaptanı.

Piri Reis, elindeki pergeli masaya bırakıyor.

Önündeki haritaya son kez bakıyor.

Ve ilk sorumuzu soruyoruz:

Hiç görmediğiniz kıyıları çizerken hangi kaynaklara güvendiniz?

Piri Reis ile Röportaj

Gazeteci:

Dünya haritanızı hazırlarken hangi kaynaklardan yararlandınız? Görmediğiniz kıyıları nasıl çizebildiniz?

Piri Reis:

Bir dünya haritasını yalnızca kendi gözlerinizle gördüğünüz yerlere dayanarak hazırlayamazsınız.

Ben Akdeniz’in pek çok kıyısını gördüm. Adaları, limanları, geçitleri ve tehlikeli suları denizci olarak tanıdım. Fakat Atlantik’in ötesindeki bütün topraklara gitmedim.

Bu nedenle elimde bulunan farklı haritaları bir araya getirdim.

Eski coğrafya geleneğine dayanan haritalar vardı. Portekizlilerin Afrika kıyıları ile Hint Okyanusu yönündeki keşiflerini gösteren çizimler vardı. Arap denizcilerin kullandığı bilgilerden yararlandım. Batıdaki yeni topraklar için ise Kristof Kolomb’a ait olduğu söylenen bir haritadan faydalandım.

Fakat haritaları yan yana koyup kopyalamak yeterli değildi.

Aynı kıyı, iki ayrı haritada farklı biçimde çizilebiliyordu. Adaların konumları değişiyor, mesafeler birbirini tutmuyor, denizcilerin anlattıkları haritalardaki bilgilerle çelişebiliyordu.

Benim işim yalnızca toplamak değil, karşılaştırmak ve mümkün olduğunca tutarlı bir bütün kurmaktı.

Piri Reis, harita üzerindeki açıklamalarında eserini farklı kaynaklardan derlediğini açıkça belirtir. Kendi anlatımına göre eski dünya haritaları, Arap ve Portekiz haritaları ile Kristof Kolomb’a ait bir harita kullandı. Ancak sözünü ettiği kaynakların çoğu günümüze ulaşmadığı için bu haritaların her birini ayrı ayrı incelemek mümkün değildir.

Gazeteci:

Haritanızı farklı kaynaklardan “derlediniz”. Bu durumda sizi büyük bir haritacıdan çok, başkalarının çizimlerini birleştiren biri olarak mı görmeliyiz?

Piri Reis:

Bir deniz haritasında kıyıyı yanlış yere koyarsanız, bunun bedelini kâğıt değil insanlar öder.

Farklı haritaları bir araya getirmek basit bir kopyalama işi değildir.

Her harita aynı ölçekte hazırlanmaz. Her haritacının kullandığı yönler ve mesafeler aynı değildir. Bazı çizimler denizcilerin gözlemlerine, bazıları eski kitaplara, bazıları ise eksik ve abartılı anlatılara dayanır.

Bütün bunları tek bir yüzey üzerinde birleştirdiğinizde hatalar büyüyebilir.

Hangi bilgiye güveneceğinizi, hangisini değiştireceğinizi ve hangisini tamamen dışarıda bırakacağınızı seçmek zorundasınız.

Ben kendimden önceki insanların bilgisinden yararlandım.

Ama o bilgiyi yeni bir düzen içinde bir araya getirdim.

Hiçbir haritacı dünyayı tek başına keşfetmez.

Harita, farklı denizcilerin gözlemlerinin birbirine eklenmesiyle büyür.

Tarihî Not: Haritanın Ne Kadarı Günümüze Ulaştı?

Piri Reis’in 1513 tarihli eserinin tamamı bugün elimizde değildir.

Günümüze ulaşan parça; İber Yarımadası’nı, Afrika’nın batı kıyılarını, Atlantik Okyanusu’ndaki bazı adaları ve Güney Amerika’nın doğu kıyılarının bir bölümünü göstermektedir.

Haritanın mevcut parçasının, daha büyük bir dünya haritasının yaklaşık üçte biri olduğu kabul edilmektedir. Eser 1929 yılında Topkapı Sarayı’nda yapılan çalışmalar sırasında yeniden bulunmuştur. Bugün dünya haritacılık tarihinin en önemli belgelerinden biri sayılmakta ve UNESCO Dünya Belleği Programı içinde yer almaktadır.

Gazeteci:

Kristof Kolomb’un bugün kayıp olan bir haritasını gerçekten kullandınız mı? Bu harita elinize nasıl geçti?

Piri Reis:

Batıdaki yeni toprakları gösteren kaynaklardan birinin Kolomb’a ait olduğunu yazdım.

Bu bilgiyi gizleme ihtiyacı duymadım.

Kolomb’un seferlerine katılan ya da bu seferler hakkında bilgi sahibi olan insanlar, Akdeniz’deki savaşlar sırasında Osmanlı denizcilerinin eline geçebiliyordu. Amcam Kemal Reis’in seferlerinde İspanyol ve başka milletlerden esirler alındı.

Bunlardan birinin Kolomb’un yolculuklarına katıldığını ve onun haritasıyla ilgili bilgiler taşıdığını öğrendim.

Haritanın kendisi de bu yollarla elimize geçmiş olabilir.

Fakat bugün size o belgenin bütün geçmişini kesin olarak anlatamam.

Elimde bulunan çizimi kullandım; üzerindeki bilgileri diğer kaynaklarla karşılaştırdım ve yeni dünya kıyılarının bir bölümünü haritama aktardım.

Piri Reis’in haritasındaki açıklamalardan biri, Batı Hint Adaları ve Amerika kıyılarına ilişkin çizimlerde Kristof Kolomb’a ait bir haritadan yararlandığını belirtir. Kolomb’un özgün haritası günümüze ulaşmadığından, Piri Reis’in haritası bu kayıp kartografik geleneğin olası izlerini taşıması bakımından ayrıca önemlidir. Bununla birlikte hangi ayrıntının doğrudan Kolomb’un haritasından geldiği konusu araştırmacılar arasında tartışılmaya devam etmektedir.

Gazeteci:

Kolomb’un haritasını gördüğünüzü söylüyorsunuz. Peki ona güvendiniz mi?

Piri Reis:

Hiçbir haritaya bütünüyle güvenmedim.

Denizci, en güzel çizilmiş haritanın bile eksik olabileceğini bilir.

Kolomb, yeni topraklara ulaşmıştı. Fakat gördüğü yerlerin ne olduğunu kendisi de bütünüyle anlamamış olabilir. Karşısındaki adaları ve kıyıları Asya’nın uzantıları olarak değerlendirdiği zamanlar vardı.

Bir insan yeni bir yere ilk ulaştığında, onu eski bilgilerinin içinde açıklamaya çalışır.

Bu nedenle Kolomb’un çizimini değerli bir tanıklık olarak gördüm, son söz olarak değil.

Başka haritalara baktım.

Denizcilerin anlattıklarını dinledim.

Kıyı biçimlerini ve adaların konumlarını karşılaştırdım.

Haritacı, kaynağına saygı göstermeli; fakat ona teslim olmamalıdır.

Gazeteci:

Portekizlilerin haritalarına nasıl ulaştınız? Portekiz, keşif bilgilerini sıkı biçimde korumuyor muydu?

Piri Reis:

Devletler bilgiye sahip olmak ister.

Fakat denizler bilgiyi duvarların arkasında tutmayı zorlaştırır.

Gemiler ele geçirilir.

Denizciler taraf değiştirir.

Haritalar satılır, kopyalanır veya savaş sırasında başka insanların eline geçer.

Bir limanda gizli tutulan bilgi, birkaç ay sonra başka bir ülkenin gemisinde ortaya çıkabilir.

Portekizliler Afrika kıyılarında ve Hint Okyanusu’nda büyük bir ilerleme sağlamıştı. Onların çizimleri, yeni deniz yollarını anlamak açısından çok değerliydi.

Bu haritalardan yararlandım.

Fakat onların da hatasız olduğunu düşünmedim.

Her devlet haritasını kendi hedefleri için hazırlar. Ticaret yolunu korumak, rakibini yanıltmak veya kendi keşfini öne çıkarmak isteyebilir.

Harita yalnızca coğrafya değildir.

Aynı zamanda güçtür.

Tarihî Not: Haritalar Neden Devlet Sırrıydı?

  1. ve 16. yüzyıllarda yeni ticaret yollarına ve limanlara ilişkin bilgi büyük ekonomik ve askerî değer taşıyordu.

Bir kıyının, akıntının, güvenli limanın veya adalar arasındaki geçidin doğru biçimde bilinmesi; bir gemiye zaman kazandırabilir, onu tehlikeden koruyabilir ve rakip devletlerden önce yeni ticaret bölgelerine ulaşmasını sağlayabilirdi.

Bu nedenle özellikle Portekiz ve İspanya gibi deniz aşırı keşiflere öncülük eden devletler, güncel haritaların kontrolüne büyük önem veriyordu. Ancak savaşlar, ele geçirilen gemiler, esir denizciler ve harita kopyaları nedeniyle bu bilgilerin tamamen gizli tutulması mümkün değildi.

Piri Reis’in haritası, Akdeniz ve Atlantik dünyasında dolaşan farklı coğrafi bilgi geleneklerinin Osmanlı denizciliği içinde nasıl bir araya getirilebildiğini gösteren dikkat çekici bir örnektir.

Gazeteci:

Haritanızın kenarında çok sayıda açıklama, hayvan ve insan resmi bulunuyor. Bunların ne kadarı gerçek bilgiye dayanıyordu?

Piri Reis:

Harita yalnızca kıyıları göstermek için hazırlanmaz.

Onu kullanan kişiye dünyanın nasıl bir yer olduğunu da anlatır.

Yeni topraklardaki hayvanlar, halklar, hükümdarlar ve denizlerde karşılaşıldığı söylenen canlılar hakkında bilgiler ekledim. Bazıları denizcilerin gözlemlerine, bazıları ise bana ulaşan anlatılara dayanıyordu.

Fakat bir insanın anlattığı her şeyi kendi gözünüzle görmüş gibi kabul ederseniz yanılırsınız.

Denizde hikâyeler büyür.

Büyük bir balık, anlatıldıkça bir adaya dönüşebilir.

Tanımadığınız bir hayvan, olağanüstü bir yaratık gibi tarif edilebilir.

Haritamda dönemin gerçek bilgisiyle birlikte dönemin hayal dünyası da bulunur.

Bundan utanmıyorum.

Çünkü harita yalnızca yeryüzünü değil, insanların o yeryüzünü nasıl tasavvur ettiğini de gösterir.

Gazeteci:

O hâlde haritanızda yanlış bilgiler bulunduğunu kabul ediyor musunuz?

Piri Reis:

Elbette.

Yanlışsız bir harita yaptığını söyleyen kişi ya dünyayı bütünüyle görmüştür ya da hatalarını göremeyecek kadar gururludur.

Benim haritamda kıyıların yönleri, adaların yerleri ve mesafeler konusunda hatalar vardır.

Farklı kaynakları birleştirirken ölçüler uyuşmayabilir. Bir denizcinin yolculuk süresine göre verdiği mesafe, rüzgâra ve akıntıya göre değişir. Boylamı denizde doğru hesaplamak bizim çağımızda son derece zordu.

Ayrıca yeni keşfedilen bölgelerin bilgileri henüz parçalıydı.

Haritamın değeri kusursuz olmasında değil, ulaşılabilen bilgileri aynı yüzeyde bir araya getirmesinde aranmalıdır.

Harita, son cevap değildir.

Bir sonraki denizcinin düzelteceği geçici bir bilgidir.

Gazeteci:

Haritanız gerçekten olağanüstü derecede doğru muydu? Günümüzde bazı insanlar onu modern uydu haritalarıyla karşılaştırıyor.

Piri Reis:

Bir haritayı değerli göstermek için ona sahip olmadığı bir kusursuzluk yüklemeye gerek yoktur.

Bazı kıyıları dönemine göre dikkat çekici biçimde gösterebilmiş olabilirim.

Fakat çizdiğim dünya, sizin uydularla ölçtüğünüz dünya kadar kesin değildir.

Benim elimde okyanusların üzerinden bakan araçlar yoktu. Denizcilerin gözlemleri, pusula yönleri, yolculuk süreleri ve eski haritalar vardı.

Haritamı bugünün ölçümleriyle birebir örtüşüyormuş gibi anlatırsanız, gerçek başarımı savunmuş olmazsınız.

Onu bir efsaneye dönüştürürsünüz.

Benim başarım, sınırlı ve çoğu zaman çelişkili bilgilerden dönemime göre güçlü bir dünya tasviri kurabilmiş olmamdır.

UNESCO, haritanın yeni tanınmaya başlayan Atlantik kıyıları ve adaları için dönemine göre ayrıntılı ve önemli bir temsil sunduğunu belirtir. Bununla birlikte eser modern anlamda ölçekli ve hatasız bir dünya haritası değildir; portolan geleneği içinde farklı kaynakların birleştirilmesiyle hazırlanmış tarihî bir çalışmadır.

Gerçek mi, Rivayet mi?

Piri Reis Haritasında Antarktika mı Gösteriliyor?

Piri Reis haritasıyla ilgili en yaygın iddialardan biri, haritanın güney bölümünde Antarktika kıtasının buzlarla kaplanmadan önceki hâlinin gösterildiğidir.

Bu iddia özellikle 20. yüzyılda popülerleşmiş ve haritanın çok eski, kayıp bir uygarlığın bilgilerine dayandığı ileri sürülmüştür.

Ancak harita tarihçilerinin genel değerlendirmesi farklıdır.

Haritanın güneyde uzanan kara parçası, büyük olasılıkla Güney Amerika kıyılarının dönemin coğrafi anlayışı ve kullanılan kaynaklar nedeniyle doğuya doğru bükülmüş veya uzatılmış biçimidir. Eski dünya haritalarında güneyde büyük bir kara bulunduğuna ilişkin varsayımlar da yaygındı.

Antarktika’nın buzsuz kıyılarını doğru biçimde gösterdiğini kanıtlayan güvenilir bir tarihî veya kartografik delil bulunmamaktadır.

Bu nedenle en doğru değerlendirme şudur:

Piri Reis haritası döneminin olağanüstü değer taşıyan bir kartografik eseridir; ancak Antarktika’yı modern doğrulukta gösterdiği iddiası tarihî kanıtlarla desteklenmemektedir.

Gazeteci:

Bazı insanlar haritanızın çok eski ve kayıp uygarlıklara ait belgelerden hazırlandığını düşünüyor. Böyle kaynaklar kullandınız mı?

Piri Reis:

Ben hangi tür kaynaklardan yararlandığımı haritanın üzerine yazdım.

Eski coğrafya bilgileri, Portekiz haritaları, Arap haritaları ve Kolomb’un çizimi…

Elimde bilinmeyen bir uygarlığın binlerce yıl önce hazırladığı gizli bir harita bulunduğunu söylemedim.

İnsanlar bazen gerçek bir başarının yeterince etkileyici olmadığına inanır.

Onu daha gizemli hâle getirmek isterler.

Oysa dünyanın farklı bölgelerinden gelen bilgileri 16. yüzyılın başında bir Osmanlı denizcisinin elinde birleştirmek zaten başlı başına olağanüstü bir olaydır.

Beni yüceltmek için bana kullanmadığım kaynaklar vermeyin.

Gerçek emeğimi görün.

Gazeteci:

Haritanızda “sekiz Caferiye haritası”, Arap haritaları ve Portekiz çizimleri kullandığınızı belirttiğiniz söyleniyor. “Caferiye” ile neyi kastediyordunuz?

Piri Reis:

Eski coğrafya geleneğine dayanan dünya haritalarını kastediyordum.

Sizin çağınızdaki araştırmacılar bu ifadenin Batlamyus geleneğiyle ilişkili olduğunu düşünebilir.

Fakat benim kullandığım haritaların kendileri bugün elinizde değilse, yalnızca adlarından hareketle her birinin tam biçimini açıklamak kolay değildir.

Bir kaynağın adını bilmek, onun bütün ayrıntılarını bildiğiniz anlamına gelmez.

Ben farklı dönemlerden ve farklı geleneklerden gelen çizimleri kullandım.

Ancak bugün insanların, elimizde bulunmayan belgeler hakkında kesin konuşurken dikkatli olması gerekir.

Piri Reis’in kaynaklarını anlattığı yazıların farklı çevirileri bulunmaktadır. Bunlarda yaklaşık yirmi haritadan, eski coğrafya geleneğine ait çizimlerden, Arap ve Portekiz haritalarından ve Kolomb’un haritasından söz edilir. Ancak özgün kaynakların çoğu kayıp olduğu için sayıların ve adlandırmaların tam anlamı üzerine ihtiyatlı değerlendirme yapılması gerekir.

Gazeteci:

Haritanızda Amerika kıyıları bulunuyor. Amerika’yı Osmanlılardan önce sizin keşfettiğiniz söylenebilir mi?

Piri Reis:

Hayır.

Bir yerin haritasını çizmek ile onu ilk keşfeden kişi olmak aynı şey değildir.

Ben Amerika kıyılarına ilk ulaşan insan olduğumu söylemedim. Benden önce orada yaşayan halklar zaten vardı. Avrupalı denizciler de Atlantik’i geçerek bu topraklara ulaşmıştı.

Ben bu yolculuklardan doğan bilgiyi Osmanlı dünyasına taşıdım ve başka coğrafi kaynaklarla birlikte haritama yerleştirdim.

“Amerika’yı Piri Reis keşfetti” demek, hem orada yaşayan insanları hem de gerçek tarihî süreci görmezden gelmek olur.

Benim rolüm keşfi gerçekleştirmek değil, keşif bilgisini değerlendirmek ve haritacılık yoluyla aktarmaktı.

Gazeteci:

Bir haritacı olarak yalnızca kâğıt üzerindeki bilgilere mi güvenirdiniz, yoksa denizcilerle de konuşur muydunuz?

Piri Reis:

Denizde kullanılan haritanın denizcinin dilinden uzak olması düşünülemez.

Harita size bir kıyının biçimini gösterebilir.

Fakat suyun nerede sığlaştığını, hangi rüzgârın gemiyi kayalıklara sürüklediğini, hangi limanda tatlı su bulunduğunu ve hangi geçidin yalnızca belirli mevsimlerde güvenli olduğunu her zaman anlatamaz.

Bunları yolculuk yapan insanlardan öğrenirsiniz.

Ben kaptanlarla, kürekçilerle, kılavuzlarla ve esir düşmüş denizcilerle konuştum. Bir limanı farklı insanlara tekrar tekrar sordum.

Anlatımları birbirini doğruluyorsa bilgiyi daha güvenilir kabul ettim.

Fakat denizci hafızası da yanılabilir.

Bu nedenle sözlü bilgiyle haritayı, haritayla kendi gözlemimi karşılaştırmaya çalıştım.

Gazeteci:

Kitab-ı Bahriye’yi hazırlama amacınız neydi? Dünya haritanızdan farkı neydi?

Piri Reis:

Dünya haritası büyük coğrafyayı gösterir.

Fakat bir geminin güvenli biçimde limana girmesi için daha ayrıntılı bilgi gerekir.

Kitab-ı Bahriye’de Akdeniz’in kıyılarını, adalarını, limanlarını, sığlıklarını, kalelerini, su kaynaklarını ve seyir yollarını anlattım.

Bir kıyının yalnızca şeklini çizmek istemedim.

Denizci oraya yaklaşırken ne görecek, hangi rüzgârdan sakınacak, nerede demirleyecek ve hangi işareti takip edecek; bunları da yazdım.

Bu bilgiler yalnızca kitaplardan gelmedi.

Yıllarca süren deniz yolculuklarının, gözlemlerin ve başka denizcilerden toplanan tecrübelerin sonucuydu.

Harita gözün gördüğüdür.

Denizcilik kitabı ise haritanın söyleyemediğini anlatır.

Kitab-ı Bahriye, Akdeniz kıyılarını yüzlerce harita ve ayrıntılı seyir bilgisiyle ele alan bir denizcilik rehberidir. Eserde limanlar, adalar, kıyı biçimleri, sığlıklar, rüzgârlar, su kaynakları ve seyir sırasında dikkate alınması gereken noktalar anlatılır. Piri Reis’in kendi denizcilik tecrübeleriyle başka kaptanlardan topladığı bilgileri bir araya getirdiği kabul edilmektedir.

Tarihî Not: Kitab-ı Bahriye Neden Bu Kadar Önemliydi?

Piri Reis’in ilk biçimini 1521 dolaylarında tamamladığı, daha geniş ve süslü ikinci düzenlemesini ise 1520’lerin ortalarında Kanuni Sultan Süleyman’a sunduğu Kitab-ı Bahriye, Akdeniz’i anlatan en önemli denizcilik eserlerinden biridir.

Eser yalnızca haritalardan oluşmaz.

Kıyıların görünüşü, güvenli limanlar, adalar arasındaki mesafeler, kaleler, yerleşimler, su kaynakları, rüzgârlar ve denizcilik tehlikeleri yazılı olarak da açıklanır.

Bugün farklı kütüphane ve müzelerde bulunan yazma nüshaları arasında harita sayısı ve süsleme bakımından farklılıklar vardır. Bazı nüshalarda iki yüzden fazla kıyı ve liman haritası bulunmaktadır.

Gazeteci:

Haritalarınıza şehirlerin binalarını ve kalelerini gerçekte olduğundan büyük çizdiniz. Bu bir ölçü hatası değil miydi?

Piri Reis:

Her haritanın amacı aynı değildir.

Bir denizci kıyıya yaklaşırken oradaki kaleyi, kuleyi veya yüksek dağı uzaktan bir işaret olarak kullanır.

Ben bütün yapıları gerçek büyüklük oranlarıyla çizseydim, bazı önemli işaretler haritada görünmeyecek kadar küçük kalırdı.

Bu nedenle limanı tanımaya yarayan yapıları belirginleştirdim.

Harita dünyanın küçültülmüş resmi değildir.

Kullanıcının ihtiyacına göre düzenlenmiş bir bilgi aracıdır.

Bazen önemli olanı göstermek için onu olduğundan büyük çizmeniz gerekir.

Bu, yanlışlık değil, bilinçli bir seçim olabilir.

Gazeteci:

Haritalarınız aynı zamanda sanat eseri gibi görünüyor. Güzellik sizin için doğruluk kadar önemli miydi?

Piri Reis:

Denizci haritayı kullanır.

Hükümdar ise ona baktığında dünyanın büyüklüğünü ve kendi devletinin bu dünya içindeki yerini görür.

Harita bilgi verdiği kadar etkileyici de olmalıdır.

Renkler, gemiler, hükümdar tasvirleri, hayvanlar ve şehir çizimleri yalnızca süs değildir. Haritayı okunur hâle getirir, bölgeler arasındaki farkları gösterir ve anlatılan dünyayı zihinde canlandırır.

Fakat güzellik, yanlış bilgiyi örtemez.

Haritanın görünüşüne özen gösterirken kıyının tehlikesini saklarsanız, denizciye ihanet etmiş olursunuz.

Ben sanat ile kullanım arasında bir denge kurmaya çalıştım.

Gazeteci:

1513 tarihli haritanızı Yavuz Sultan Selim’e sundunuz. Ondan nasıl bir karşılık bekliyordunuz?

Piri Reis:

Bir denizcinin hazırladığı dünya haritası yalnızca kişisel merak için değildir.

Devlet yeni ticaret yollarını, rakiplerinin ilerlediği bölgeleri ve uzak denizlerdeki değişimleri bilmek zorundadır.

Haritamı hükümdara sunduğumda, Osmanlı ülkesinin dünyada yaşanan gelişmelerden habersiz kalmaması gerektiğini göstermek istedim.

Portekizliler Afrika’yı dolaşıyor, Hint Okyanusu’na giriyor ve ticaret yollarını değiştiriyordu. İspanyollar Atlantik’in ötesindeki topraklara ulaşmıştı.

Akdeniz’de güçlü olmak artık tek başına yeterli olmayabilirdi.

Dünyanın kıyıları değişmiyordu.

Fakat devletlerin o kıyılar hakkındaki bilgisi hızla değişiyordu.

Harita bu değişimin sessiz habercisiydi.

Piri Reis’in 1513 tarihli haritayı, Osmanlıların Mısır’ı ele geçirmesinden sonra Sultan I. Selim’e sunduğu kabul edilmektedir. Haritanın sarayda nasıl kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte eser, dönemin hızla değişen denizcilik ve keşif bilgisini Osmanlı yönetimine taşıyan önemli bir belgeydi.

Gazeteci:

Osmanlı yönetimi sizin haritalarınızın önemini yeterince anladı mı?

Piri Reis:

Bir devletin haritaya bakması ile haritanın gösterdiği değişimi anlaması aynı şey değildir.

Osmanlı Devleti güçlüydü.

Akdeniz’de donanmamız, limanlarımız ve deneyimli denizcilerimiz vardı. Fakat Portekizlilerin Ümit Burnu’nu aşarak Hint Okyanusu’na girmesi, ticaret ve savaşın alanını genişletmişti.

Haritalar bu tehlikeyi gösterebilirdi.

Ama harita tek başına gemi yapmaz, donanma göndermez ve devletin kararlarını değiştirmez.

Ben gördüğüm bilgileri aktardım.

Devlet adamlarının onları nasıl değerlendirdiği ise benim gücümün dışındaydı.

Bir haritacının en büyük çaresizliği budur:

Yaklaşan tehlikeyi çizebilir; fakat insanların ona bakmasını sağlayamaz.

Gazeteci:

İkinci dünya haritanızdan neden yalnızca küçük bir parça kaldı?

Piri Reis:

Ben eserlerimin gelecekte nasıl korunacağını belirleyemezdim.

Haritalar kullanılır, taşınır, katlanır, saray odalarında saklanır veya zamanla kaybolur.

1528 tarihli ikinci haritamdan bugün yalnızca Kuzey Atlantik’in bir bölümünü, Grönland’ı, Kuzey Amerika kıyılarını ve bazı adaları gösteren parça kalmış olabilir.

Haritanın diğer bölümlerinin ne zaman ve nasıl kaybolduğunu size söyleyemem.

Bazen bir insan ömrünü dünyayı çizmeye verir.

Zaman ise o dünyanın büyük bölümünü yeniden siler.

Gerçek mi, Rivayet mi?

Piri Reis’in Bütün Dünya Haritaları Sarayda Bilerek mi Yok Edildi?

Piri Reis’in haritalarının bazı parçalarının günümüze ulaşmaması, zaman zaman bunların kasıtlı biçimde yok edildiği yönünde iddialara yol açmıştır.

Ancak bunu kanıtlayan güvenilir bir belge bulunmamaktadır.

Büyük boyutlu haritalar; kullanım, nem, yangın, yanlış saklama, kesilme, ciltleme veya parçaların farklı yerlere taşınması gibi birçok nedenle zarar görebilirdi.

1513 tarihli haritanın yalnızca bir bölümü, 1528 tarihli ikinci dünya haritasının ise daha küçük bir parçası günümüze ulaşmıştır.

Kayıp bölümlerin neden yok olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bu belirsizliği, kanıt bulunmadan kasıtlı bir yok etme hikâyesine dönüştürmek doğru değildir.

Gazeteci:

Hayatınızın sonunda neden idam edildiniz? Böylesine değerli bir denizci ve haritacı nasıl gözden çıkarıldı?

Piri Reis:

Bir insanın önceki başarıları, son kararının sonuçlarından onu her zaman korumaz.

Basra Körfezi ve Hint Okyanusu çevresindeki mücadelelerde görev aldım. Portekizlilere karşı seferler düzenledim. Fakat son seferlerimde donanmanın bir bölümünü Basra’da bırakarak Süveyş’e döndüm.

Bu karar, görevimi terk ettiğim veya devletin gemilerini tehlikeye attığım şeklinde değerlendirildi.

Ben kararımın ardında gemilerin durumu, mevsim, düşman gücü ve denizde karşılaştığımız şartlar bulunduğunu söyleyebilirim.

Düşmanlarım ise korktuğumu, rüşvet aldığımı veya sorumluluktan kaçtığımı ileri sürebilir.

Bir askerî başarısızlığın ardından gerçek, çoğu zaman siyaset ve suçlamaların arasında kaybolur.

Hayatım boyunca denizleri ve kıyıları çizdim.

Fakat sonunda kendi kaderime giden yolu göremedim.

Piri Reis, 1550’lerin başında Portekizlilere karşı yürütülen Hint Okyanusu ve Basra Körfezi mücadelelerinde Osmanlı donanmasına komuta etti. Hürmüz kuşatmasının sonuçsuz kalması ve donanmanın büyük bölümünün Basra’da bırakılması sonrasında görevini yerine getirmediği suçlamasıyla idam edildi. Kararın ayrıntıları ve ona yöneltilen suçlamaların ne ölçüde haklı olduğu konusunda tarihî değerlendirmeler farklılık göstermektedir.

Gazeteci:

İdam kararını haksız buluyor musunuz?

Piri Reis:

Kendi ölümünü haklı bulan insan azdır.

Ben şartların yeterince anlaşılmadığını düşünürdüm.

Donanmanın durumu, mevsim, düşmanın gücü ve geri dönüş yolunun tehlikeleri dikkate alınmalıydı.

Fakat devlet, yalnızca niyetinize değil, ortaya çıkan sonuca bakar.

Bir komutanın verdiği karar binlerce insanı, gemileri ve devletin itibarını etkiler.

Ben haritalarımda hata yapabileceğimi kabul ettim.

Bir komutan olarak kararlarımın da tartışılabileceğini kabul etmeliyim.

Fakat yargılanan yalnızca son seferim değildi.

Saraydaki çekişmeler, hakkımdaki suçlamalar ve siyasi hesaplar da kaderimde etkili olmuş olabilir.

İnsan hayatı bazen tek bir başarısızlığın gölgesinde değerlendirilir.

Oysa hiçbir hayat yalnızca son sayfasından ibaret değildir.

Gazeteci:

Sizce tarihte denizci kimliğiniz mi, haritacılığınız mı daha fazla hatırlanmalı?

Piri Reis:

Bu ikisini birbirinden ayıramazsınız.

Denize çıkmasaydım iyi harita yapamazdım.

Harita yapmasaydım denizde gördüklerimi gelecek insanlara aktaramazdım.

Kıyı çizgisini yalnızca kâğıtta gören kişiyle, o kıyıya fırtınada yaklaşan kişinin bakışı aynı değildir.

Ben haritayı geminin güvertesinde öğrendim.

Denizciliğimi de harita sayesinde daha anlamlı hâle getirdim.

Beni yalnızca dünya haritasıyla hatırlarsanız Akdeniz’de geçirdiğim yılları unutursunuz.

Yalnızca kaptan olarak hatırlarsanız, denizcilerin dağınık bilgisini kitaplara ve haritalara dönüştüren emeğimi gözden kaçırırsınız.

Ben denizi yaşayan ve yaşadığını çizmeye çalışan bir insandım.

Gazeteci:

Bugün uydularla hazırlanan dünya haritalarını görseydiniz ne hissederdiniz?

Piri Reis:

Önce uzun süre sessiz kalırdım.

Bir zamanlar aylarca yolculuk yaparak öğrendiğimiz kıyıların, gökyüzünden tek bakışta görülebilmesi büyük bir hayranlık uyandırırdı.

Gemilerin yerini anında belirleyebiliyor, denizin derinliğini ölçebiliyor ve fırtınaları daha oluşmadan izleyebiliyorsunuz.

Fakat teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, haritayı kullanan insanın dikkatine hâlâ ihtiyaç vardır.

Haritanız kusursuz olabilir.

Ama amacınız yanlışsa sizi doğru yere götürmez.

Dünyanın her noktasını görebilirsiniz.

Fakat gördüğünüz yerlerde yaşayan insanları anlamayabilirsiniz.

Haritanın ayrıntısı arttıkça sorumluluğunuzun da artması gerekir.

Gazeteci:

Bugün yaşasaydınız insanlara ne söylerdiniz?

Piri Reis:

Bilginin tek bir millete, tek bir dile veya tek bir insana ait olduğunu düşünmeyin.

Benim haritamda doğudan ve batıdan gelen bilgiler bir araya geldi.

Eski bilginlerin eserleri, Arap denizcilerin tecrübeleri, Portekizli kaptanların çizimleri ve Kolomb’un yolculuklarından kalan izler aynı yüzeyde buluştu.

İnsanlık, bildiklerini paylaştığında dünyayı daha doğru görür.

Fakat her bilgiyi sorgulamadan kabul etmeyin.

Kaynağını sorun.

Başka tanıklıklarla karşılaştırın.

Bir iddia hoşunuza gidiyor diye onu gerçek saymayın.

Benim haritamı görenlere de şunu söylerdim:

Onu kayıp uygarlıkların ve açıklanamayan sırların kanıtı yapmak yerine, farklı insanların bilgisini bir araya getiren büyük bir emeğin ürünü olarak görün.

Ve unutmayın:

Harita size hangi yoldan gideceğinizi gösterebilir.

Ama neden yola çıktığınızı söyleyemez.

Röportajın Ardından: Piri Reis Dünya Haritasını Nasıl Hazırladı?

Piri Reis’in 1513 tarihli dünya haritası, tek bir keşif yolculuğunun sonucu değildi.

O, farklı çağlardan ve coğrafyalardan gelen haritaları bir araya getirdi. Eski coğrafya geleneğine ait çizimlerden, Arap ve Portekiz haritalarından, denizcilerin aktardığı bilgilerden ve Kristof Kolomb’a ait olduğunu belirttiği bir haritadan yararlandı.

Bu kaynakları doğrudan kopyalamakla yetinmedi.

Farklı ölçeklerde, farklı yönlendirmelerle ve farklı doğruluk düzeylerinde hazırlanmış belgeleri aynı haritada birleştirmeye çalıştı. Bu süreç kaçınılmaz olarak bazı bozulmalara ve hatalara yol açtı.

Haritada Avrupa ve Afrika’nın batı kıyıları oldukça tanınabilir durumdadır. Atlantik adaları ve Güney Amerika’nın doğu kıyıları, dönemin hızla gelişen keşif bilgileri içinde dikkat çekici ayrıntılar taşır.

Ancak eser kusursuz değildir.

Bazı adaların konumları, kıyıların yönleri ve güneydeki kara tasviri modern coğrafyayla uyuşmaz. Piri Reis haritasının Antarktika’yı buzsuz hâliyle gösterdiği veya binlerce yıllık kayıp bir uygarlığın bilgilerine dayandığı iddiaları güvenilir tarihî kanıtlarla desteklenmemektedir.

Haritanın gerçek değeri, efsanelere ihtiyaç duymayacak kadar büyüktür.

Piri Reis, Amerika kıyılarının dünya haritalarına yeni girmeye başladığı bir dönemde, Osmanlı denizcilik dünyasıyla Atlantik keşifleri arasında dikkat çekici bir bilgi köprüsü kurdu. Haritası, farklı kültürlere ait coğrafi bilginin nasıl dolaştığını ve tek bir eserde nasıl birleştirilebildiğini gösterdi.

Onun bir başka büyük başarısı olan Kitab-ı Bahriye ise yalnızca kıyıları çizen bir atlas değildi.

Akdeniz’de yolculuk yapan denizcilere limanları, adaları, kaleleri, su kaynaklarını, sığlıkları, rüzgârları ve tehlikeli geçitleri anlatan kapsamlı bir rehberdi. Böylece denizde kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü bilgileri kalıcı bir yazılı mirasa dönüştürdü.

Piri Reis’i yalnızca gizemli bir haritanın sahibi olarak görmek eksik olur.

O, denizlerde dolaşan bilgileri toplayan, karşılaştıran, sınayan ve gelecek kuşaklara aktaran bir kaptandı.

Belki de onun asıl başarısı, dünyayı herkesten önce çizmek değildi.

Parçalara ayrılmış dünya bilgisini aynı haritanın üzerinde buluşturabilmesiydi.

Bilgilendirme

Bu röportaj gerçek bir görüşme değildir. Sorular ve cevaplar, tarihî kaynaklarda yer alan bilgiler temel alınarak hazırlanmış kurgusal bir çalışmadır. Cevaplar ilgili şahsiyete ait doğrudan sözler olarak değerlendirilmemelidir.

Kaynakça

UNESCO Dünya Belleği – The Piri Reis World Map (1513)
Haritanın tarihî önemi, portolan özelliği, günümüze ulaşan bölümü ve 1929 yılında Topkapı Sarayı’nda yeniden bulunması.

UNESCO Dünya Belleği Adaylık Dosyası – Piri Reis World Map
Haritanın fiziksel özellikleri, kaynakları, üzerindeki açıklamalar ve dünya haritacılığı içindeki yeri.

Gregory C. McIntosh – The Piri Reis Map of 1513
Haritanın kıyıları, kaynakları, Kolomb bağlantısı ve kartografik özellikleri üzerine kapsamlı çalışma.

Saudi Aramco World – Piri Reis and the Columbus Map
Piri Reis’in kaynakları ve Kolomb’a ait olduğu belirtilen haritanın eserdeki olası izleri.

Kitab-ı Bahriye Üzerine Akademik Çalışmalar
Piri Reis’in kişisel gözlemleri, başka denizcilerden topladığı bilgiler ve Akdeniz seyir rehberinin yapısı.

Public Domain Review – The Maps of Piri Reis
Kitab-ı Bahriye nüshalarındaki yüzlerce kıyı, ada ve liman haritası.

Etiketler

Piri Reis, Tarihle Yüz Yüze, Piri Reis haritası, 1513 dünya haritası, Kitab-ı Bahriye, Kristof Kolomb, Osmanlı denizciliği, haritacılık tarihi, dünya haritası, coğrafi keşifler, denizcilik tarihi, Osmanlı tarihi, tarihî röportaj, kurgusal röportaj, Antarktika iddiası, Topkapı Sarayı, dünyaya yön verenler, bulmacasitesi.com.tr

 

 


Haber : 

Abone Ol