Bulmaca Sitesi: Bilginin Eğlenceyle Buluştuğu Portal.
logo
  •  
    •  » RÖPORTAJLAR
    •  » BİLİM VE YÖN VERENLER
    •  » SPOR
    •  » EĞİTİM
    •  » DÜNYA
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » HABER ARA
    •  » TÜM HABERLER
    •  » VİDEOLU HABERLER
    •  » TÜM MAKALELER
    •  » FOTO GALERİ
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » GÜNÜN HABERLERİ
    •  » İNGİLİZCE
  • KELİME AVI
  • GÜNCEL
  • HARF SEÇMELİ
  • GİZLİ KELİME
  • QUİZ BULMACA
  • KARE BULMACA
  • ARDUNİO
  • YAŞAM
24 Temmuz 2026 Cuma
  1. RÖPORTAJLAR

İbn Sina ile Yüz Yüze: Yüzyıllarca Hekimlere Yol Gösteren Bilgiye Nasıl Ulaştınız?

 Yayınlanma : 24-07-2026 | 08 : 15 02
 Güncelleme : 24-07-2026 | 08 : 15 02
Haber Görseli
        

Mikroskobun, modern laboratuvarların ve gelişmiş görüntüleme cihazlarının bulunmadığı bir çağda yaşayan İbn Sina, insan bedenine dair bilgileri nasıl topladı?

Yüzyıllar boyunca Doğu’da ve Batı’da tıp eğitiminin temel eserlerinden biri olarak kullanılan El-Kanun fi’t-Tıb yalnızca eski hekimlerden aktarılan bilgilerin bir özeti miydi, yoksa gözleme ve deneyime dayanan yeni bir tıp anlayışının başlangıcı mıydı?

“Tarihle Yüz Yüze” serisinin bu bölümünde İbn Sina’ya bilgisinin kaynaklarını, yaptığı hataları, saraylarla ilişkisini, tıp dünyasındaki büyük otoritesini ve kendi hastalığı karşısındaki çaresizliğini soruyoruz.

İbn Sina’nın tıp eseri, 12. yüzyıldan itibaren Latinceye çevrilmiş ve Avrupa üniversitelerindeki tıp eğitiminde 17. yüzyıla kadar etkisini korumuştur.

Dünyaya yön veren isimlerle sıra dışı röportajlar…


 

Gecenin İçinde Bir Hekimin Çalışma Odası

Gecenin ilerleyen saatlerinde, 11. yüzyılın İsfahan’ında olduğumuzu hayal ediyoruz.

Kalın taş duvarlarla çevrili çalışma odasını birkaç yağ kandili aydınlatıyor. Raflarda deriyle kaplanmış kitaplar, masanın üzerinde sararmış kâğıtlar, bitki kökleri, kurutulmuş yapraklar ve küçük ilaç kapları bulunuyor.

Bir köşede pirinç bir havan, diğer tarafta insan kafatasının kemik birleşimlerini gösteren çizimler duruyor. Odanın havasına mürekkep, yağ ve kurutulmuş otların ağır kokusu karışmış.

Masanın başındaki adam, önünde açık duran büyük esere yeni satırlar ekliyor.

Karşımızdaki kişi yalnızca bir hekim değil.

O; felsefe, mantık, astronomi, matematik ve doğa bilimleriyle uğraşan, hükümdarları tedavi eden, vezirlik yapan, siyasi mücadelelerin ortasında kalan, hapse atılan ve bütün bu çalkantılar arasında eserlerini yazmayı sürdüren bir düşünür.

Başını kaldırıyor.

Önündeki kitabın sayfasını kapatıyor.

Ve yüzyıllardır sorulmayı bekleyen ilk sorumuza cevap vermeye hazırlanıyor.


İbn Sina ile Röportaj

Gazeteci:

Yüzyıllar boyunca kullanılan tıp bilgilerine nasıl ulaştınız? O çağda laboratuvarınız, mikroskobunuz ve bugünkü anlamda teknolojiniz yoktu.

İbn Sina:

İnsan bedenini anlamaya çalışan ilk kişi ben değildim.

Benden önce Hipokrat, Galen ve daha pek çok hekim hastalıkları gözlemlemiş, tedaviler geliştirmiş ve eserler bırakmıştı. İslam dünyasındaki hekimler de bu mirası tercüme etmiş, tartışmış ve geliştirmişti.

Benim yaptığım, bütün bu bilgileri yalnızca bir araya getirmek değildi.

Aralarındaki çelişkileri gördüm. Aynı hastalık için farklı hekimlerin söylediklerini karşılaştırdım. Hastaların belirtilerini, hastalığın seyrini ve uygulanan tedavilerin sonuçlarını izledim.

Bilginin dağınık hâlde bulunması, onun kolayca kullanılabileceği anlamına gelmez. Ben o bilgileri düzenli bir sistem içinde toplamak istedim.

El-Kanun fi’t-Tıb, Yunan ve İslam tıp birikimini bir araya getirirken İbn Sina’nın kendi klinik gözlem ve değerlendirmelerini de içeren sistemli bir eserdi. Ancak bu eser, kendisinden önceki tıp geleneğinden bağımsız değildi; özellikle Galen ve Hipokrat’ın mirasına dayanıyordu.


Gazeteci:

Bu durumda sizi büyük bir keşif sahibinden çok, büyük bir derleyici olarak mı görmeliyiz?

İbn Sina:

Derlemek küçümsenecek bir iş değildir. Fakat ben yalnızca başkalarının söylediklerini sıralamadım.

Bir bilginin hangi şartlarda geçerli olabileceğini sorguladım. Hastalıkları belirli bir düzene göre sınıflandırdım. İlaçların hangi hastalıkta, ne kadar sürede ve hangi miktarda etkili olabileceğini açıklamaya çalıştım.

Bilgiyi toplamak başka, onu kullanılabilir bir sisteme dönüştürmek başkadır.

Benden önce birçok büyük hekim vardı. Ben onların omuzlarında yükseldim. Fakat gördüğüm manzarayı kendi aklımla anlatmaya çalıştım.


Gazeteci:

Genç yaşta tıp alanında büyük bir ün kazandığınız anlatılıyor. Bu gerçekten olağanüstü bir zekânın sonucu muydu, yoksa iyi bir eğitim ve güçlü bağlantılar sayesinde mi yükseldiniz?

İbn Sina:

Zekâ tek başına yeterli değildir.

Çalışma imkânı, iyi öğretmenler, kitaplara ulaşabilmek ve insanlarla karşılaşmak da gerekir. Çocukluğumda farklı bilim alanlarında eğitim gördüm. Mantık, matematik, doğa bilimleri ve felsefeyle uğraştım.

Fakat asıl büyük fırsat, hasta hükümdarı tedavi ettikten sonra saray kütüphanesine girebilmemdi.

Orada daha önce görmediğim kitaplarla karşılaştım. Bazıları başka yerlerde kolayca bulunamayacak eserlerdi. O kütüphane bana yalnızca bilgi sunmadı; benden önce ne kadar büyük bir düşünce dünyasının kurulmuş olduğunu da gösterdi.

İbn Sina’nın genç yaşta tıp eğitimi aldığı ve Samanî hükümdarını tedavi etmesinin ardından saray kütüphanesinden yararlanma hakkı kazandığı, hayatına ilişkin temel kaynaklarda anlatılmaktadır. Bununla birlikte bilgilerimizin önemli bir kısmı kendi hayat anlatısına ve öğrencisi Cüzcânî’nin aktardıklarına dayandığı için ayrıntıların eleştirel değerlendirilmesi gerekir.


Gazeteci:

Bir hükümdarı tedavi etmeniz size kitapların kapısını açtı. Peki sıradan bir insan aynı bilgiye ulaşabilir miydi? Bilginiz, güce yakın olmanız sayesinde mi büyüdü?

İbn Sina:

Yaşadığım dünyada kitaplar azdı, pahalıydı ve çoğunlukla saraylarda ya da büyük âlimlerin çevresinde bulunuyordu.

Bu bir ayrıcalıktı. Bunu inkâr edemem.

Fakat saray kütüphanesine ulaşmamı sağlayan şey yalnızca bir hükümdara yakınlık değildi. Öncesinde yıllar süren eğitim ve çalışma vardı.

Yine de haklısınız: Bilginin birkaç sarayın duvarları arkasında kalması insanlık için bir eksikliktir. Bilgi yalnızca hükümdarları korumak için değil, onların isimlerini bile bilmeyen insanları iyileştirmek için kullanılmalıdır.


Gazeteci:

Eski hekimlere ne kadar güveniyordunuz? Bir kitapta yazan bilgiyle, karşınızda acı çeken hastanın durumu çelişirse hangisini seçerdiniz?

İbn Sina:

Kitaplar yol gösterir; fakat hasta, önünüzde duran gerçeğin kendisidir.

Her hastanın yaşı, bedeni, yaşadığı çevre, beslenmesi ve hastalığının şiddeti farklıdır. Aynı ilaç iki insanda aynı sonucu vermeyebilir.

Geçmişte yaşamış büyük bir hekime saygı duymak, onun her sözünü sorgulamadan kabul etmek anlamına gelmemelidir.

Hekim yalnızca okuyan kişi değildir. Görmeli, dinlemeli, karşılaştırmalı ve sonuçları takip etmelidir.

El-Kanun’un ilk kitabında bedenin yapısı, hastalıkların neden ve belirtileri, sağlığın korunması, beslenme ve tedavi yöntemleri sistemli biçimde ele alınmıştır. Eser, önce yaşam düzeni ve beslenmeye, bunların yetersiz kalması hâlinde ilaçlara başvuran bir yaklaşım sunuyordu.


Gazeteci:

İlaçların etkisini anlamak için bazı kurallar ortaya koydunuz. Bunları bugünkü bilimsel deneylerin başlangıcı olarak görebilir miyiz?

İbn Sina:

Bir ilacın gerçekten etkili olup olmadığını anlamak için şartların dikkatle incelenmesi gerekir.

İlaç başka maddelerin etkisiyle değişmiş olmamalıdır. Birden fazla hastalığı bulunan kişide denenirse hangi hastalığa etki ettiği anlaşılmayabilir. Kullanılan miktar, hastalığın şiddeti ve ilacın ne kadar sürede etki gösterdiği dikkate alınmalıdır.

Aynı sonuç yalnızca bir kez ortaya çıkıyorsa bunun tesadüf olabileceği unutulmamalıdır. Benzer vakalarda tekrar eden sonuçlar daha değerlidir.

Fakat benim yöntemlerimi günümüzdeki klinik deneylerle aynı görmek doğru olmaz. Bizim çağımızda rastgele hasta grupları, plasebo uygulamaları, istatistiksel değerlendirmeler ve bağımsız etik kurullar yoktu.

Biz yalnızca karanlık bir odada daha düzenli düşünmeye çalışan insanlardık.

İbn Sina, ilaçların değerlendirilmesi için hastalığın niteliği, doz, etkinin ortaya çıkma süresi ve sonucun benzer vakalarda tekrarlanması gibi şartlar belirlemişti. Tarihçiler bu ilkeleri deneysel tıp tarihinde önemli görse de bunlar modern klinik araştırmalarla eş tutulamaz.


Tarihî Not: İbn Sina’nın İlaç Deneme İlkeleri

İbn Sina’nın eserinde ilaç değerlendirmesi için öne çıkan düşünceler arasında şunlar bulunuyordu:

İlaç, dış etkenlerle özelliği değişmemiş durumda olmalıydı. Birden fazla hastalığın birbirine karıştığı durumlar yanıltıcı olabilirdi. Doz yavaş yavaş artırılmalı, ilacın etki süresi izlenmeli ve sonucun yalnızca bir vakada değil, mümkün olduğunca çok benzer vakada görülmesi beklenmeliydi.

Bu yaklaşım modern tıbbi deneylerin bütün şartlarını taşımıyor olsa da tedaviyi yalnızca söylentilere değil, gözlenen sonuçlara göre değerlendirme çabasını göstermektedir.


Gazeteci:

İlaçların insanlar üzerinde denenmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Hastaların rızasını düşündünüz mü? Başarısız bir tedavinin sorumluluğu kime aitti?

İbn Sina:

Bizim çağımızın hekimliği ile sizin çağınızın tıp etiğini aynı ölçülerle değerlendirmek kolay değildir.

Fakat bir hekimin amacı, hastayı bilgisini göstereceği bir araç hâline getirmek değil, onun acısını azaltmaktır.

Bilmediği bir tedaviyi kesin bir çareymiş gibi sunan kişi hekim değil, kendi gururunun hizmetkârıdır.

Yine de açık konuşmalıyım: Yaşadığımız dönemde hastanın hakları, bugün sizin tanımladığınız kadar belirgin değildi. Hekimin otoritesi çok güçlüydü. Bu güç, kötü niyetli ya da dikkatsiz insanların elinde tehlikeli olabilirdi.


Gazeteci:

El-Kanun fi’t-Tıb neden bu kadar uzun süre etkili oldu? İçindeki bilgilerin tamamı doğru olduğu için mi?

İbn Sina:

Hayır.

Bir kitabın uzun süre kullanılması, içindeki her bilginin doğru olduğu anlamına gelmez.

El-Kanun’un gücü, yalnızca verdiği bilgilerde değil, onları sunma düzenindeydi. Öğrenci hangi konuyu nerede bulacağını biliyordu. Önce tıbbın temel ilkeleri, ardından ilaçlar, organlara göre hastalıklar, bütün bedeni etkileyen rahatsızlıklar ve bileşik ilaçlar geliyordu.

Bir öğretmen için düzenli kitap, dağınık hâlde bulunan yüzlerce doğru bilgiden daha kullanışlı olabilir.

El-Kanun beş ana kitaptan oluşuyordu. Eserin Latince çevirisi Avrupa’da geniş biçimde kullanılmış; 1500 ile 1674 yılları arasında tamamının ya da bazı bölümlerinin yaklaşık altmış baskısı yapılmıştır.


Tarihî Not: El-Kanun’un Beş Kitabı

Birinci kitap tıbbın genel ilkelerini, bedenin yapısını, sağlık ve hastalığın nedenlerini ele alıyordu.

İkinci kitapta basit ilaçlar ve tıbbi maddeler bulunuyordu.

Üçüncü kitap, hastalıkları baştan ayağa organlara göre inceliyordu.

Dördüncü kitap ateş, zehirlenme, yara ve kırık gibi yalnızca tek bir organa bağlı olmayan durumlara ayrılmıştı.

Beşinci kitapta ise bileşik ilaçların hazırlanışı anlatılıyordu.


Gazeteci:

Kitabınız yüzyıllar boyunca büyük bir otoriteye dönüştü. Bu durum yeni fikirlerin önünü kesmiş olabilir mi?

İbn Sina:

Olabilir.

Bir eser insanları düşünmeye yöneltiyorsa değerlidir. Fakat insanlar o eseri sorgulanamaz bir hüküm hâline getirirse aynı kitap ilerlemenin önünde bir duvara dönüşebilir.

Ben geçmişteki hekimleri karşılaştırdım. Benden sonra gelenler de beni eleştirmeliydi.

Bir öğrencinin hocasına duyduğu en büyük saygı, onun bütün sözlerini tekrar etmek değil; yanlışını gördüğünde daha doğrusunu gösterebilmektir.

El-Kanun, Avrupa üniversitelerinde yüzyıllarca okutulmuş; ancak 16. yüzyıldan itibaren eleştiriler artmış ve eser zamanla öğretim programlarından çekilmeye başlamıştır. Buna rağmen bazı üniversitelerde etkisi 17. ve hatta 18. yüzyılın başlarına kadar sürmüştür.


Gazeteci:

Bugün bilgilerinizin bir bölümünün yanlış olduğunu biliyoruz. Dört unsur, dört hılt ve bazı anatomi görüşleriniz modern tıpla uyuşmuyor. Yanıldığınızı kabul eder miydiniz?

İbn Sina:

Gerçeği arayan bir insan, yanılmış olabileceğini kabul etmek zorundadır.

Ben bedenin işleyişini kendi çağımın bilgi imkânlarıyla açıklamaya çalıştım. Galen’in tıp bilgisinden, Aristoteles’in doğa felsefesinden ve başka hekimlerin gözlemlerinden yararlandım.

Fakat güçlü bir düşünürün sözünü temel almak, onun yanlışlarını da miras alma tehlikesini taşır.

Siz bugün benim yanıldığım noktaları görebiliyorsanız bu, bilginin ilerlediğini gösterir. Benim için asıl utanç, yanlış yapmak değil; yeni kanıt ortaya çıktığı hâlde eski düşüncede ısrar etmek olurdu.

İbn Sina’nın tıp sistemi büyük ölçüde Galen’in tıp anlayışı ile Aristoteles’in doğa felsefesini uzlaştırmaya dayanıyordu. Dört unsur, dört hılt ve mizaç anlayışı eserin temel kavramları arasında yer alıyordu; bunların önemli bölümü modern tıp tarafından geçersiz kabul edilmektedir.


Gazeteci:

Aristoteles’e fazla bağlı olduğunuz söylenebilir mi? Gözlemleriniz onun düşünceleriyle çeliştiğinde bile onu savundunuz mu?

İbn Sina:

Aristoteles benim için büyük bir öğretmendi; fakat hakikatin kendisi değildi.

Yine de kabul etmeliyim ki insan, zihnini şekillendiren büyük bir düşünürden bütünüyle bağımsız kalamaz. Bazı konularda Galen’in gözlemleri ile Aristoteles’in felsefesi arasında bir uzlaşma kurmaya çalıştım.

Belki de bazı yerlerde uzlaştırmak yerine daha sert biçimde sorgulamalıydım.

Büyük düşünürlerin en tehlikeli yanı, yanlış söylediklerinde bile sözlerinin ikna edici görünmesidir.

İbn Sina’nın biyoloji ve tıp çalışmalarında Aristoteles ile Galen arasındaki görüş ayrılıklarını çözmeye çalışması, düşünce sisteminin temel özelliklerinden biriydi. Bazı alanlarda Galen’in anatomik bilgilerini kullanırken teorik olarak Aristoteles’e yakın durdu.


Gazeteci:

Hastalıkları yalnızca bedensel bir sorun olarak mı görüyordunuz? İnsanın ruh hâli, korkuları ve üzüntüleri tedavide önemli miydi?

İbn Sina:

İnsan bedeni ile zihni birbirinden bütünüyle koparılamaz.

Üzüntü, korku, öfke, uyku düzeni, beslenme ve yaşanılan çevre insanın sağlığını etkileyebilir. Hekim yalnızca ağrıyan organa bakarsa hastanın tamamını göremez.

Bazen insanın yediği yiyecek kadar taşıdığı düşünce de onu zayıflatabilir.

Fakat her bedensel hastalığı zihne, her zihinsel sıkıntıyı da bedene bağlamak doğru değildir. Hekimin görevi kolay açıklamalar bulmak değil, belirtilerin gerçek sebebini araştırmaktır.

El-Kanun’da sağlığın korunması, beslenme ve günlük yaşam düzenine geniş yer ayrılmış; zihinsel hastalıklarla ilgili bölümler de sonraki yüzyıllarda ayrıca ilgi görmüştür.


Gazeteci:

Kendi hayat anlatınızda tıpta kısa sürede ilerlediğinizi söylüyorsunuz. Bu sözleriniz büyük bir özgüven mi, yoksa kibir miydi?

İbn Sina:

Kibir ile hak edilmiş özgüven arasındaki sınır her zaman açık değildir.

Çok çalıştım. Genç yaşta pek çok alanda bilgi sahibi oldum ve çevremdeki insanların çözemediği bazı sorunları çözdüm. Bunu inkâr etmek sahte bir alçakgönüllülük olurdu.

Fakat insan kendi hayatını anlatırken başarılarını büyütmeye, başarısızlıklarını küçültmeye eğilimlidir.

Ben de bundan bütünüyle uzak olmayabilirim.

Bugün benim hakkımda hüküm verecek olanlar yalnızca kendi anlattıklarıma değil, eserlerime, çağdaşlarıma ve içinde yaşadığım şartlara da bakmalıdır.

İbn Sina’nın hayatına ilişkin temel anlatının bir bölümü kendisine, geri kalanı öğrencisi ve yol arkadaşı Cüzcânî’ye dayanmaktadır. Araştırmacılar, bu anlatının yalnızca biyografi olarak değil, İbn Sina’nın bilgiye ulaşma anlayışını yansıtan edebî bir metin olarak da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.


Gerçek mi, Rivayet mi?

Aristoteles’in Metafizik Kitabını Kırk Kez Okudu mu?

İbn Sina’nın, Aristoteles’in Metafizik adlı eserini defalarca okuduğu hâlde tam olarak anlayamadığı; daha sonra Farabi’nin açıklamalarını okuyunca konuyu kavradığı anlatılır.

Bu hikâye, İbn Sina’nın kendi hayat anlatısı geleneğinde yer almaktadır. Ancak onun biyografisine sonradan çok sayıda efsanevi ve abartılı unsur eklendiği bilinmektedir.

Bu nedenle “kırk kez” ifadesini tartışmasız bir sayı olarak kabul etmek yerine, büyük bir düşünürün bile bazı eserleri anlamak için tekrar tekrar çalışmak zorunda kaldığını anlatan güçlü bir biyografik unsur olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.


Gazeteci:

Bir hekim ve filozof olmanıza rağmen saray siyasetinin içine girdiniz, vezirlik yaptınız ve hapse atıldınız. Bilim insanı olarak kalmak yerine neden iktidara bu kadar yaklaştınız?

İbn Sina:

Benim yaşadığım çağda bilim insanının tamamen bağımsız bir hayat sürmesi kolay değildi.

Kitaplar, öğrenciler, çalışma ortamı ve güvenlik çoğu zaman bir hükümdarın himayesine bağlıydı. Saraydan uzak durmak, yalnızca iktidardan değil, bilimsel çalışma imkânlarından da uzak kalmak anlamına gelebilirdi.

Fakat saraya girdiğinizde yalnızca onun imkânlarını değil, çatışmalarını da kabul etmiş olursunuz.

Vezirlik bana güç kazandırdı; aynı zamanda düşmanlar kazandırdı. Hekim olarak hükümdarların bedenlerini iyileştirmeye çalışırken, yönetici olarak onların siyasi mücadelelerinin içinde kaldım.

Belki bilgiye ulaşmak için güce yaklaştım. Fakat bir süre sonra gücün de benden yararlanmak istediğini gördüm.

İbn Sina, Hamadan’da hükümdarın hekimi ve iki kez veziri olmuş; siyasi çatışmalar nedeniyle saklanmak zorunda kalmış ve bir süre hapsedilmiştir. Daha sonra İsfahan’a geçerek hayatının son dönemini oradaki hükümdarın himayesinde sürdürmüştür.


Gazeteci:

En önemli eserlerinizden birinin adı “Şifa Kitabı”. Fakat bu kitap tıp değil; mantık, doğa bilimleri, matematik ve felsefeyle ilgilidir. Neyi iyileştirmek istiyordunuz?

İbn Sina:

Bedenin hastalıkları olduğu gibi zihnin de hastalıkları vardır.

Cehalet, çelişki, düşünmeden inanmak ve gerçeği araştırmaktan korkmak insan aklını zayıflatır.

Şifa adını verdiğim eser, bedenin yaralarını değil, bilginin eksikliğini gidermeyi amaçlıyordu. Mantık, insanın doğru düşünmesine; doğa bilimleri dünyayı anlamasına; metafizik ise varlığın temelini sorgulamasına yardım eder.

Hekim yalnızca bedeni bilirse eksik kalır. Çünkü hastayı tedavi eden kişi de düşünen, yanılabilen ve karar vermek zorunda olan bir insandır.

Kitabü’ş-Şifa, adına rağmen tıp kitabı değil; mantık, doğa bilimleri, matematik ve metafiziği kapsayan geniş bir bilim ve felsefe ansiklopedisidir.


Gazeteci:

Büyük bir hekimdiniz ama kendi hastalığınızı iyileştiremediniz. Bu bir çelişki değil mi?

İbn Sina:

Hekim olmak ölümsüz olmak değildir.

Bir hastalığı tanımak, onu her zaman iyileştirebilmek anlamına gelmez. Hekimin bilgisi ne kadar büyük olursa olsun bedenin sınırları vardır.

Üstelik insan kendi hastalığını değerlendirirken başkasına baktığı kadar tarafsız olmayabilir. Acı, korku ve yaşama isteği, hekimin kendi hakkında vereceği kararları etkileyebilir.

Benim ölümümle ilgili farklı anlatılar bulunabilir. Yanlış tedavi uyguladığım, çok güçlü ilaçlar kullandığım ya da bir hizmetkâr tarafından zehirlendiğim söylenebilir.

Fakat ölümün çevresinde hikâyeler hızla büyür.

Kesin olan şudur: Başkalarının hastalıklarını inceleyen bir hekim de sonunda insan bedeninin kırılganlığı karşısında yenilebilir.

İbn Sina’nın hayatının son döneminde tekrarlayan karın rahatsızlıkları yaşadığı ve 1037 yılında Hamadan’da öldüğü kabul edilmektedir. Hastalığının kesin nedeni ve uyguladığı tedavilerin ölümündeki rolü konusunda ise kaynaklar tam bir kesinlik sunmamaktadır.


Gazeteci:

Bugün yaşasaydınız insanlara ne söylerdiniz?

İbn Sina:

Bilgiyi kutsallaştırmayın; fakat bilgisizliği de özgürlük sanmayın.

Bir düşünceyi, onu söyleyen kişinin ününe göre değil, dayandığı kanıta göre değerlendirin.

Geçmişte yazılmış kitapları okuyun ama onları son söz olarak görmeyin. Bugünün bilgisi de yarın eksik bulunabilir. Bu yüzden bilim, ezberlenmiş cevapların değil, dürüstçe sorulan soruların yoludur.

Sağlığınızı yalnızca hastalandığınızda düşünmeyin. Beslenmenize, uykunuza, hareketlerinize, yaşadığınız çevreye ve zihninizi nasıl kullandığınıza dikkat edin.

Fakat en önemlisi şudur:

Bir insanın acısını, üzerinde tartışacağınız bir konuya dönüştürmeden önce onu dinleyin.

Çünkü tıp yalnızca hastalığı bilmek değil, hasta olan insanı görebilmektir.


Röportajın Ardından: İbn Sina’yı Nasıl Hatırlamalıyız?

İbn Sina’nın en büyük başarısı bütün tıp bilgilerini tek başına keşfetmesi değildi.

O, kendisinden önce oluşmuş büyük birikimi okudu, karşılaştırdı, sınıflandırdı ve öğrencilerin kullanabileceği düzenli bir sisteme dönüştürdü. Kendi klinik gözlemlerini de bu yapının içine yerleştirdi.

Onun eserlerinde çağının sınırlarını aşan dikkatli değerlendirmeler kadar, çağının yanlışlarını taşıyan görüşler de bulunuyordu. Dört hılt teorisi, bazı anatomi kabulleri ve Aristoteles ile Galen’e dayanan açıklamalar modern bilim karşısında geçerliliğini kaybetti.

Ancak İbn Sina’yı önemli kılan, hiç yanılmamış olması değildir.

Asıl önemli olan; siyasal karışıklıklar, sürgünler, saray görevleri ve hapis hayatı arasında bile bilgiyi düzenleme çabasını sürdürmesidir. Onun kitapları yalnızca hastalıkların tedavisini değil, bilginin nasıl sınıflandırılabileceğini de gösterdi.

Fakat onun hikâyesi aynı zamanda bir uyarıdır.

Bir bilim insanının eseri ne kadar değerli olursa olsun, sorgulanamaz bir otoriteye dönüştüğü anda bilimin önünü kesebilir. İbn Sina’nın mirasına gerçek anlamda saygı duymak, bütün sözlerini tekrar etmek değil; onun yaptığı gibi geçmişi incelemek, kanıtları karşılaştırmak ve gerektiğinde eski bilgiyi değiştirebilmektir.

İbn Sina ne bütün bilgileri tek başına bulan kusursuz bir kahramandı ne de yalnızca eski hekimleri tekrarlayan sıradan bir yazardı.

O, kendi çağının imkânları ve yanlışları içinde insan bedenini anlamaya çalışan; büyük başarıları, güçlü hırsları, siyasi tercihleri ve insani zayıflıkları bulunan olağanüstü bir düşünürdü.


Bilgilendirme

Bu röportaj gerçek bir görüşme değildir. Sorular ve cevaplar, tarihî kaynaklarda yer alan bilgiler temel alınarak hazırlanmış kurgusal bir çalışmadır. Cevaplar ilgili şahsiyete ait doğrudan sözler olarak değerlendirilmemelidir.


Kaynakça

Stanford Encyclopedia of Philosophy – “Ibn Sina [Avicenna]”
İbn Sina’nın hayatı, düşünce sistemi, eserleri ve Avrupa’daki etkisi.

Encyclopaedia Iranica – “Avicenna: Medicine and Biology”
El-Kanun’un yapısı, Galen ve Aristoteles etkisi, tıp ve biyoloji görüşleri.

Encyclopaedia Iranica – “The Influence of Avicenna on Medical Studies in the West”
El-Kanun’un Avrupa üniversitelerinde okutulması, basımları ve zamanla eleştirilmesi.

Encyclopaedia Iranica – “Avicenna: Biography”
İbn Sina’nın otobiyografisi, Cüzcânî’nin biyografisi ve sonraki rivayetlerin güvenilirliği.

U.S. National Library of Medicine – Islamic Medical Manuscripts
El-Kanun’un beş kitabı, el yazmaları, Latince çevirileri ve Avrupa’daki basımları.

MacTutor History of Mathematics – “Avicenna”
Eğitimi, saray kütüphanesi, siyasi görevleri, hapis dönemi ve eserleri.

Nasser, Tibi ve Savage-Smith – “Ibn Sina’s Canon of Medicine: 11th Century Rules for Assessing the Effects of Drugs”
İbn Sina’nın ilaçların etkilerini değerlendirmek için ortaya koyduğu ilkeler.


Etiketler

İbn Sina, Avicenna, Tarihle Yüz Yüze, El-Kanun fi’t-Tıb, Tıp Tarihi, Bilim Tarihi, İslam Bilim Tarihi, Tarihî Röportaj, Tarihe Yön Verenler, Hekimlik, Felsefe, bulmacasitesi.com.tr


Haber : 


Paylaşımda sorun mu yaşıyorsunuz?
Mobil Facebook paylaşımında haber bağlantısı görünmüyorsa:
  1. Haber sayfasını Chrome veya normal tarayıcınızda açın.
  2. Tarayıcının sağ üst köşesindeki üç nokta (⋮) menüsüne dokunun.
  3. Menüden Paylaş seçeneğini seçin.
  4. Açılan listeden Facebook veya Facebook Lite uygulamasına dokunun.

Bu yöntemle haber bağlantısı, başlığı ve kapak görseli paylaşımınıza doğru şekilde eklenir.

ETİKETLER : Yazdır

  • İbn Sina

  Yorumlar

Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış
Cengiz Han ile Tarihle Yüz Yüze: “Kuracağım İmparatorluğun Gelecekte Nasıl Hatırlanacağını Tahmin Ediyor Muydum”
Cengiz Han ile Tarihle Yüz Yüze: “Kuracağım İmparatorluğun Gelecekte Nasıl Hatırlanacağını Tahmin Ediyor Muydum?”
Kleopatra ile Tarihle Yüz Yüze: “Sezar ve Marcus Antonius ile İlişkileriniz Aşk mıydı, Siyasi Bir Mücadele miydi”
Kleopatra ile Tarihle Yüz Yüze: “Sezar ve Marcus Antonius ile İlişkileriniz Aşk mıydı, Siyasi Bir Mücadele miydi?”
Büyük İskender ile Tarihle Yüz Yüze: “Dünyanın Sonuna Kadar İlerlemeyi Gerçekten Düşünüyor Muydunuz”
Büyük İskender ile Tarihle Yüz Yüze: “Dünyanın Sonuna Kadar İlerlemeyi Gerçekten Düşünüyor Muydunuz?”
Jül Sezar ile Tarihle Yüz Yüze: “Rubiconu Geçerken Romayı mı, Kendinizi mi Seçtiniz”
Jül Sezar ile Tarihle Yüz Yüze: “Rubicon’u Geçerken Roma’yı mı, Kendinizi mi Seçtiniz?”
Tarihin En Büyük İsimleri Sorularımızın Karşısına Oturuyor: “Tarihle Yüz Yüze” Başlıyor
Tarihin En Büyük İsimleri Sorularımızın Karşısına Oturuyor: “Tarihle Yüz Yüze” Başlıyor

 Dünyadan


  • Dünyada Son 24 Saatte Öne Çıkan 4 Gelişme bir duyuru
    Dünyada Son 24 Saatte Öne Çıkan 4 Gelişme bir duyuru
  • Roma’yı Sonsuza Dek Değiştiren İmparator
  • PHP'de Ternary Operatör Kullanımı: Kapsamlı Rehber
  • Futbol nedir , forvet , santrafor kime denir
  • Kızıl Nehir Felaketi 1931
  • İngiltere'nin en yüksek beyaz tebeşir kayalıkları
  • Sıradışı kral : Kral Faysal
  • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü

 Çok Okunanlar


  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
  • Çağları Aşan Zihin: Leonardo da Vinci Kimdir
    Çağları Aşan Zihin: Leonardo da Vinci Kimdir?
  • İbn Sina ile Yüz Yüze: Yüzyıllarca Hekimlere Yol Gösteren Bilgiye Nasıl Ulaştınız
    İbn Sina ile Yüz Yüze: Yüzyıllarca Hekimlere Yol ..
  • Gökyüzüne Bakıp Dünyanın Yerini Değiştiren Adam: Galileo Galilei Kimdir
    Gökyüzüne Bakıp Dünyanın Yerini Değiştiren Adam: Galileo Galilei ..
  • Kleopatra ile Tarihle Yüz Yüze: “Sezar ve Marcus Antonius ile İlişkileriniz Aşk mıydı, Siyasi Bir Mücadele miydi”
    Kleopatra ile Tarihle Yüz Yüze: “Sezar ve Marcus ..
  • Bir Elma Değil, Bir Çağ Düştü: Isaac Newtonun Fikirleri Dünyayı Değiştirdi
    Bir Elma Değil, Bir Çağ Düştü: Isaac Newton'un ..
  • Zamanı ve Evreni Yeniden Düşündüren Adam: Albert Einstein Kimdir
    Zamanı ve Evreni Yeniden Düşündüren Adam: Albert Einstein ..
  • Elektriğin Karanlığı Aydınlatan Zihni: Nikola Tesla Kimdir
    Elektriğin Karanlığı Aydınlatan Zihni: Nikola Tesla Kimdir?
  • Küresel Isınma Ekosistemi Nasıl Değiştiriyor Doğadaki Dengenin Bozulduğunu Gösteren Etkiler
    Küresel Isınma Ekosistemi Nasıl Değiştiriyor? Doğadaki Dengenin Bozulduğunu ..
  • D Vitamini Nedir, Ne İşe Yarar Eksikliği ve Fazlalığı Hangi Sorunlara Yol Açabilir
    D Vitamini Nedir, Ne İşe Yarar? Eksikliği ve ..
  • Gökyüzüne Bakıp Dünyanın Yerini Değiştiren Adam: Galileo Galilei Kimdir
    Gökyüzüne Bakıp Dünyanın Yerini Değiştiren Adam: Galileo Galilei ..
  • B Vitaminleri Nelerdir Faydaları, Besin Kaynakları ve Eksiklik Belirtileri
    B Vitaminleri Nelerdir? Faydaları, Besin Kaynakları ve Eksiklik ..
  • Ömrünü Kitaplara Adadı, Dünyayı Sayfalara Sığdırdı: Kâtip Çelebinin Bilgi Mirası Hâlâ Yaşıyor
    Ömrünü Kitaplara Adadı, Dünyayı Sayfalara Sığdırdı: Kâtip Çelebi'nin ..

 Editörden


  • Tarihin En Büyük İsimleri Sorularımızın Karşısına Oturuyor: “Tarihle Yüz Yüze” Başlıyor
    Tarihin En Büyük İsimleri Sorularımızın Karşısına Oturuyor: “Tarihle Yüz Yüze” Başlıyor
  • Kırk Yıllık Sır Ortaya Çıkıyor! "Şehrin Sırrı"nda Geçmişin Kapıları Aralanıyor
  • Şehrin Sırrı Başlıyor: Büşra’nın Dünyası ile İngilizce’de Yepyeni Bir Hikâye Serisi Yayında
  • Tehlikeli QR Kodlara Karşı Güvenli Tarama
  • Çileğin tarihçesi , yetiştirildiği ülkeler ve kullanıldığı alanlar
  • Ülkemizde kutlanan önemli gün ve haftalar
  • Oryantiring nedir nasıl oynanır
  • Türkiye'de ilk sinema ve gösterime giren film
  • Atatürk de 1935 yılından vefatına kadar yurt gezilerinde kullandı

 Son Haberler


  • İbn Sina ile Yüz Yüze: Yüzyıllarca Hekimlere Yol Gösteren Bilgiye Nasıl Ulaştınız?
    İbn Sina ile Yüz Yüze: Yüzyıllarca Hekimlere Yol Gösteren Bilgiye Nasıl Ulaştınız
  • Çağları Aşan Zihin: Leonardo da Vinci Kimdir?
    Çağları Aşan Zihin: Leonardo da Vinci Kimdir
  • Karanlığı Aydınlatan Fikirlerin Adamı: Thomas Edison Kimdir?
    Karanlığı Aydınlatan Fikirlerin Adamı: Thomas Edison Kimdir
  • Görünmeyen Düşmanı Bulan Adam: Louis Pasteur Kimdir?
    Görünmeyen Düşmanı Bulan Adam: Louis Pasteur Kimdir
  • ANA SAYFA
  • İLETİŞİM
    • » İletişim Bilgileri
  • Bize Ulaşın
  • GALERİ
    • » Foto Galeri
    • » Video Galeri
  • duyurular
  • HNS-ALFA Haber Sitesi
Bulmaca Sitesi: Bilginin Eğlenceyle Buluştuğu Portal.
©  bulmacasitesi.com.tr
İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.