Abraham Lincoln: Köleliğe Karşı Verdiği Mücadelede Ülkesinin Bölünmesini Göze Almış mıydı?
Amerika Birleşik Devletleri parçalanmanın eşiğindeydi. Güney eyaletleri ayrılıyor, kölelik üzerine yıllardır büyüyen çatışma artık silahlı mücadeleye dönüşüyordu.
Abraham Lincoln ülkesinin bölünmesini istemedi; fakat Birliği korumak adına köleliğin yayılmasına boyun eğmeyi de kabul etmedi. Peki bu kararlılık, yüz binlerce insanın hayatına mal olacak bir savaşı göze almak anlamına mı geliyordu?
Not: Aşağıdaki söyleşi tarihî belgeler, Lincoln’ün konuşmaları ve dönemin gelişmeleri esas alınarak hazırlanmış kurgusal bir röportajdır.

Savaşın Gölgesindeki Beyaz Saray’dayız
1862 yılının sonbaharındayız.
Washington sokaklarında savaşın ağırlığı hissediliyor. Tren istasyonlarına askerler geliyor; hastanelere yaralılar taşınıyor. Gazetelerin ilk sayfalarında cephelerden gelen haberler, kayıp listeleri ve siyasi tartışmalar yer alıyor.
Beyaz Saray’ın koridorları sakin görünse de içeride büyük bir mücadele yaşanıyor.
Başkanlık çalışma odasının duvarında Amerika Birleşik Devletleri’nin geniş bir haritası asılı. Bazı eyaletler mavi, bazıları kırmızı kalemle işaretlenmiş. Masanın üzerinde generallerden gelen raporlar, asker mektupları ve henüz son şeklini almamış bir bildiri bulunuyor.
Belgenin başında iki kelime dikkat çekiyor:
Özgürlük Bildirisi.
Pencerenin yanında uzun boylu, yüzü yorgun fakat bakışları kararlı bir adam duruyor.
Karşımızdaki kişi Amerika Birleşik Devletleri’nin 16. Başkanı Abraham Lincoln.
“Sayın Başkan, köleliğe karşı çıkarken ülkenizin bölünebileceğini biliyor muydunuz?”
Abraham Lincoln:
Ülkemin bölünmesini hiçbir zaman istemedim. Başkanlık görevine başladığımda amacım eyaletleri birbirinden ayırmak değil, Birliği korumaktı.
Ancak şunu da görüyordum: Bir ülke sonsuza kadar yarı köle, yarı özgür biçimde yaşayamazdı. Bu sözümle ertesi gün savaş çıkacağını söylemiyordum. Fakat kölelik meselesinin sürekli ertelenerek çözülemeyeceğini anlatmaya çalışıyordum.
Bir noktada ülke bir karar vermek zorundaydı. Kölelik yeni topraklara yayılmaya devam mı edecekti, yoksa sınırlandırılarak zaman içerisinde ortadan mı kaldırılacaktı?
Tarihî Not
Lincoln, 16 Haziran 1858’de yaptığı ve daha sonra “Bölünmüş Ev Konuşması” olarak anılan konuşmasında, bir devletin sürekli olarak yarı köle ve yarı özgür kalamayacağını söyledi. Ancak Birliğin dağılmasını beklemediğini de açıkça belirtti. ABD Kongre Kütüphanesi
“Fakat sizin başkan seçilmeniz Güney eyaletlerinin ayrılmasını hızlandırmadı mı?”
Abraham Lincoln:
Seçim sonucum ayrılık yanlılarına gerekçe verdi. Fakat ülkeyi bölen sorun benim seçilmemle başlamadı.
Kölelik meselesi uzun yıllardır büyüyordu. Yeni eyaletlerin köleliği kabul edip etmeyeceği konusunda sürekli krizler çıkıyordu. Güneydeki bazı siyasi çevreler, köleliğin geleceğinin tehlikede olduğunu düşünüyordu.
Ben henüz göreve başlamadan yedi eyalet Birlikten ayrılmıştı. Yani Beyaz Saray’a geldiğimde önümde birleşmiş ve huzurlu bir ülke yoktu. Bölünmeye başlamış bir ülke vardı.
Benim vermem gereken karar şuydu:
Bir eyalet, seçim sonucunu beğenmediği zaman ülkeyi terk edebilir miydi?
Bunu kabul etseydim halkın iradesine dayalı yönetim anlayışı ayakta kalamazdı.
Tarihî Not
Güney Carolina, Lincoln’ün seçilmesinden sonra 20 Aralık 1860’ta Birlikten ayrılan ilk eyalet oldu. Lincoln 4 Mart 1861’de göreve başlayıncaya kadar yedi Güney eyaleti ayrılmıştı. Fort Sumter çatışması ve Lincoln’ün asker çağrısının ardından dört eyalet daha Konfederasyona katıldı. National Park Service, Lincoln Home National Historic Site
“O hâlde ülkenizin bölünmesini göze aldınız mı?”
Abraham Lincoln:
Bölünmeyi göze almak ile bölünmeye boyun eğmemek aynı şey değildir.
Ben Güney eyaletlerine saldırarak onları ülkeden koparmak istemedim. İlk başkanlık konuşmamda, köleliğin bulunduğu eyaletlerde doğrudan müdahale etme niyetim olmadığını söyledim. Aynı zamanda ayrılmanın hukuken geçerli olmadığını da belirttim.
Fakat Birliği korumak için yalnızca söz vermek yetmiyordu. Federal devlete ait kalelerin ele geçirilmesine ve ülkenin parçalanmasına sessiz kalamazdım.
Savaşın çıkmasını istemedim. Ancak Birliğin zor kullanılarak dağıtılmasını kabul etmenin, yalnızca o gün için değil, gelecekteki bütün demokratik yönetimler için tehlikeli olacağına inanıyordum.
“Köleliği hemen kaldıracağınıza dair söz vermemiştiniz. Neden?”
Abraham Lincoln:
Çünkü başkanlık görevine başladığımda anayasal yetkilerimin sınırlarını dikkate almak zorundaydım.
Köleliğe ahlaken karşıydım. Fakat köleliğin bulunduğu eyaletlerde onu yalnızca başkanlık emriyle kaldırabileceğimden emin değildim. İlk hedefim, köleliğin yeni topraklara yayılmasını durdurmaktı.
Ayrıca Birlik içerisinde kalmış köle eyaletleri vardı. Onları Konfederasyonun tarafına itmek savaşın dengesini değiştirebilirdi.
Bugünden bakıldığında yavaş hareket ettiğim söylenebilir. Fakat yalnızca doğru kararı değil, uygulanabilecek ve kalıcı olacak doğru zamanı da bulmak zorundaydım.
Tarihî Not
Lincoln siyasi hayatının ilk dönemlerinde köleliğin derhâl ve ülke çapında kaldırılmasını savunan bir kölelik karşıtı değildi. Öncelikli tutumu, köleliğin yeni bölgelere yayılmasını engellemekti. Savaş ilerledikçe politikası aşamalı biçimde özgürleştirmeye yöneldi. National Park Service
“Önceliğiniz köleleri özgürleştirmek değil, Birliği kurtarmak mıydı?”
Abraham Lincoln:
Başkan olarak temel sorumluluğum Birliği korumaktı.
Horace Greeley’e yazdığım mektupta da mücadeledeki öncelikli amacımın Birliği kurtarmak olduğunu söyledim. Ancak o mektubun yalnızca bir kısmının hatırlanması, düşüncelerimin eksik anlaşılmasına neden olur.
Aynı mektupta kişisel arzumun, bütün insanların özgür olması yönünde olduğunu da belirttim.
Bir devlet başkanı olarak yapabileceklerim ile bir insan olarak arzu ettiklerim her zaman aynı hızda ilerlemiyordu. Savaş devam ettikçe köleliğin yalnızca ahlaki bir kötülük olmadığını, Konfederasyonun ekonomik ve askerî gücünün de temelini oluşturduğunu gördüm.
Bu nedenle köleliğe karşı atılacak adım, hem özgürlük hem de Birliğin kurtarılması için gerekli hâle geldi.
Tarihî Not
Lincoln, 22 Ağustos 1862’de gazeteci Horace Greeley’e yazdığı mektupta başkan olarak önceliğinin Birliği kurtarmak olduğunu açıkladı. Mektubun sonunda ise kişisel dileğinin bütün insanların özgür olması olduğunu vurguladı. Lincoln bu sırada Özgürlük Bildirisi’nin taslağını hazırlamış durumdaydı. ABD Kongre Kütüphanesi
“Özgürlük Bildirisi’ni neden savaşın başında değil, 1863’te yayımladınız?”
Abraham Lincoln:
Böylesine büyük bir karar yalnızca ahlaki bir açıklama olarak kalmamalıydı. Hukuki ve askerî bakımdan uygulanabilir olması gerekiyordu.
Bildiriyi bir savaş tedbiri olarak, başkomutanlık yetkime dayanarak yayımladım. Ayrıca kararın büyük bir askerî yenilginin hemen ardından açıklanması, çaresizlik hamlesi gibi görülebilirdi.
Bu nedenle doğru zamanı bekledim.
22 Eylül 1862’de ön bildiriyi açıkladım. İsyan hâlindeki eyaletlere Birliğe dönmeleri için 1 Ocak 1863’e kadar süre tanındı. Dönmedikleri takdirde bu bölgelerde köleleştirilmiş insanların özgür kabul edileceğini ilan ettim.
Geri dönmediler.
Ben de verdiğim sözü yerine getirdim.
“Fakat bildiri ülkedeki bütün köleleri özgürleştirmedi. Bu bir çelişki değil miydi?”
Abraham Lincoln:
Bildirinin sınırları vardı. Bunu inkâr edemem.
Karar, o sırada Birliğe karşı isyan hâlindeki bölgelerde bulunan köleleştirilmiş insanları kapsıyordu. Birlik içerisinde kalan sınır eyaletleri doğrudan kapsam dışında bırakılmıştı.
Çünkü bildiriyi savaş sırasında başkomutanlık yetkime dayanarak çıkarıyordum. İsyan bulunmayan eyaletlerde aynı yetkiyi kullanmanın hukuki dayanağı tartışmalıydı.
Fakat bildiri savaşın amacını değiştirdi. Birlik ordusu ilerledikçe özgürlük alanı da genişledi. Siyah Amerikalıların Birlik ordusuna ve donanmasına kabul edilmesinin önü açıldı.
Yine de köleliğin bir daha geri dönemeyecek şekilde kaldırılması için anayasa değişikliği gerekiyordu.
Tarihî Not
1 Ocak 1863 tarihli Özgürlük Bildirisi, isyan hâlindeki bölgelerde köleleştirilmiş insanların özgür olduğunu ilan etti. Bütün ülkede köleliği doğrudan sona erdirmedi; ancak savaşın karakterini değiştirdi ve siyah askerlerin Birlik kuvvetlerine katılmasını mümkün kıldı. ABD Ulusal Arşivleri
“Kölelik gerçekten savaşın temel nedeni miydi, yoksa mesele eyaletlerin hakları mıydı?”
Abraham Lincoln:
Eyaletlerin hakları üzerine birçok tartışma yapıldı. Ancak hangi hakkın savunulduğunu sormak gerekir.
Güneydeki ayrılık hareketinin merkezinde köleliği koruma ve genişletme isteği bulunuyordu. Kölelik olmasaydı bu ölçüde bir ayrılık krizinin yaşanacağına inanmıyorum.
İkinci başkanlık konuşmamda da savaşın temelinde köleliğin bulunduğunu açıkça ifade ettim. Tarafların hiçbiri savaşın bu kadar uzun süreceğini düşünmemişti. Fakat yıllardır ertelenen mesele, sonunda bütün ülkenin önüne geldi.
“Savaşta yüz binlerce insan öldü. Birliği korumanın bedeli fazla değil miydi?”
Abraham Lincoln:
Her kayıp haberinin ağırlığını taşıdım.
Cepheden gelen listeler yalnızca sayılardan ibaret değildi. Her ismin bir annesi, babası, eşi ya da çocuğu vardı. Bir başkan için savaş kararı vermekten daha ağır çok az sorumluluk olabilir.
Fakat ayrılığı kabul etseydik barışın kalıcı olacağının garantisi yoktu. Sınırlar, topraklar, kaçan köleler ve yeni eyaletler konusunda yeni çatışmalar çıkabilirdi.
Dahası, seçimle kurulmuş bir hükümetin silahlı baskı karşısında dağılması, dünyaya halk yönetiminin ayakta kalamayacağı mesajını verecekti.
Bu nedenle mücadeleyi yalnızca Kuzey ile Güney arasındaki bir savaş olarak görmedim. Halkın oyuyla kurulan bir yönetimin yaşayıp yaşayamayacağı da sınanıyordu.
“Savaş sırasında özgürlükleri kısıtladığınız ve yetkilerinizi genişlettiğiniz eleştirisi yapılıyor.”
Abraham Lincoln:
Savaş döneminde aldığım bazı kararların tartışmalı olduğunu biliyorum.
Ancak ülkenin başkenti tehdit altındaydı; demiryolları kesiliyor, federal kurumlara karşı silahlı bir isyan yürütülüyordu. Anayasanın bütününü ve devletin varlığını kaybetmemek için bazı geçici tedbirlerin gerekli olduğuna inandım.
Yine de savaş, bir yöneticinin yaptığı her şeyi haklı çıkarmaz. Olağanüstü yetkiler kullanıldığında bunun hesabı halka ve tarihe verilmelidir.
Ben de kararlarımın eleştirilmesinden kaçamam.
“Siyahlarla beyazların tam eşitliğine inanıyor muydunuz?”
Abraham Lincoln:
Benim düşüncelerim de zaman içerisinde değişti.
Hayatımın farklı dönemlerinde bugün haklı olarak eleştirilecek görüşler dile getirdim. Özgür siyahların Amerika dışındaki bölgelere yerleştirilmesini savunduğum zamanlar oldu. Siyasi ve toplumsal eşitlik konusunda başlangıçta yeterince ileri bir noktada değildim.
Fakat savaş, siyah Amerikalıların özgürlükleri için mücadele edebileceklerini ve ülkenin geleceğinde söz sahibi olmaları gerektiğini açıkça gösterdi.
Hayatımın son konuşmasında, eğitimli siyah erkeklerin ve Birlik ordusunda savaşanların oy hakkını desteklediğimi söyledim. Bu, tam eşitlik değildi; fakat daha önce bulunduğum noktadan ileri bir adımdı.
Tarih beni yalnızca ulaştığım yerle değil, geç kaldığım yerlerle de değerlendirmelidir.
Tarihî Not
Lincoln’ün ırk ve vatandaşlık konusundaki görüşleri zaman içinde değişti. Son halka açık konuşmasında, 11 Nisan 1865’te, en azından bazı siyah erkeklere oy hakkı verilmesini desteklediğini açıkladı. National Park Service
“Köleliğin tamamen kaldırılacağından nasıl emin oldunuz?”
Abraham Lincoln:
Özgürlük Bildirisi savaş şartlarında çıkarılmıştı. Gelecekte mahkemeler veya başka yönetimler tarafından tartışmaya açılabilirdi.
Bu nedenle köleliğin anayasal olarak yasaklanması gerekiyordu.
On Üçüncü Anayasa Değişikliği’nin Temsilciler Meclisinden geçmesi için siyasi ağırlığımı kullandım. Çünkü savaş kazanılsa bile kölelik hukuken yaşamaya devam ederse mücadelenin temel meselesi çözülmüş olmayacaktı.
31 Ocak 1865’te Temsilciler Meclisi değişikliği kabul ettiğinde, özgürlüğün yalnızca bir savaş kararı olmaktan çıkıp ülkenin temel hukukuna yerleşmesi için en büyük adım atılmış oldu.
Tarihî Not
On Üçüncü Anayasa Değişikliği Senatodan 8 Nisan 1864’te, Temsilciler Meclisinden ise 31 Ocak 1865’te geçti. Lincoln’ün ölümünden sonra, 6 Aralık 1865’te yeterli sayıda eyalet tarafından onaylanarak köleliği ülke çapında kaldırdı. Amerika Birleşik Devletleri Senatosu
“Güney’i yendikten sonra intikam almak istiyor muydunuz?”
Abraham Lincoln:
Hayır.
Birliği savaşla koruyup barış döneminde kinle parçalamak istemezdim. Güney eyaletlerinin yeniden ülkeye katılması gerekiyordu. Yenilen insanları sürekli aşağılamak, yeni bir düşmanlığın tohumlarını ekebilirdi.
Bu, suçların görmezden gelinmesi anlamına gelmez. Ancak ülkenin iyileşmesi için adalet kadar merhamete de ihtiyaç vardı.
İkinci başkanlık konuşmamda kimseye kin beslemeden, herkese karşı merhametle ülkenin yaralarını sarmamız gerektiğini söyledim.
Savaşı kazanmak yeterli değildi.
Barışı da kazanmak gerekiyordu.
“Bugün yaşasaydınız yöneticilere ne söylemek isterdiniz?”
Abraham Lincoln:
Bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca sınırları değildir. İnsanların, seçimlerin ve hukukun anlamlı olduğuna duyduğu güvendir.
Bir sorunu sürekli ertelemek, onu ortadan kaldırmaz. Bazen gelecek kuşaklara daha ağır bir biçimde bırakır.
Ancak büyük ilkeler uğruna mücadele ederken insan hayatının değerini unutmamak gerekir. Bir lider, kararlılığı ile merhameti arasında seçim yapmak zorunda değildir. Gerçek sorumluluk, ikisini birlikte taşıyabilmektir.
Ve halkın bir kısmının özgürlüğü elinden alınmışsa ülkenin geri kalanı kendisini bütünüyle özgür saymamalıdır.
Gerçek mi, Rivayet mi?
“Lincoln başkan seçilir seçilmez köleliği kaldırdı.”
Yanlış. Lincoln göreve başladığında köleliği bulunduğu bütün eyaletlerde hemen kaldırmaya çalışmadı. Başlangıçta önceliği köleliğin yeni bölgelere yayılmasını engellemek ve Birliği korumaktı.
“Güney eyaletleri Lincoln göreve başladıktan sonra ayrıldı.”
Kısmen yanlış. Yedi eyalet Lincoln 4 Mart 1861’de göreve başlamadan önce ayrılmıştı. Dört eyalet daha Fort Sumter’dan ve Lincoln’ün asker çağrısından sonra Konfederasyona katıldı.
“Özgürlük Bildirisi Amerika’daki bütün köleleri bir günde özgürleştirdi.”
Yanlış. Bildiri yalnızca isyan hâlindeki belirlenmiş bölgeleri kapsıyordu. Köleliğin ülke çapında hukuken kaldırılması On Üçüncü Anayasa Değişikliği ile gerçekleşti.
“Amerikan İç Savaşı’nın kölelikle ilgisi yoktu; yalnızca eyaletlerin hakları için yapıldı.”
Yanlış ve eksik. Federal yönetim ile eyaletlerin yetkileri tartışmanın bir parçasıydı. Ancak ayrılık belgeleri, dönemin konuşmaları ve Konfederasyon yöneticilerinin açıklamaları, korunmak istenen temel kurumun kölelik olduğunu açıkça gösterir.
“Lincoln hayatı boyunca bugünkü anlamıyla tam ırk eşitliğini savundu.”
Yanlış. Lincoln köleliğe karşıydı; fakat ırksal eşitlik konusundaki görüşleri sınırlıydı ve zaman içerisinde gelişti. Onu değerlendirirken hem köleliğin kaldırılmasındaki rolü hem de dönemsel önyargıları birlikte ele alınmalıdır.
Peki Abraham Lincoln Ülkesinin Bölünmesini Göze Almış mıydı?
Abraham Lincoln’ün amacı ülkesini bölmek değildi. Başkanlık görevini devraldığında ayrılık zaten başlamış, yedi eyalet Birlikten çıkmıştı.
Lincoln’ün yaptığı, ayrılığı meşru kabul etmemekti.
Köleliğin bulunduğu eyaletlere başlangıçta doğrudan müdahale etmeyeceğini bildirdi; fakat köleliğin yeni topraklara yayılmasına izin veren bir uzlaşmayı ve eyaletlerin istedikleri zaman ülkeden ayrılabileceği düşüncesini kabul etmedi.
Bu nedenle en doğru değerlendirme şudur:
Lincoln ülkesinin bölünmesini istemedi; fakat ülke bölünmesin diye köleliğin genişlemesine ve silahlı ayrılığa boyun eğmeyi de kabul etmedi. Savaş ihtimalini yaratan tek kişi değildi, ancak Birliği korumak için bu savaşın sorumluluğunu üstlendi.
Savaş başladığında temel hedefi Birliği kurtarmaktı. Savaş ilerledikçe Birliğin kölelik sürdürülerek gerçek anlamda kurtarılamayacağını gördü. Özgürlük Bildirisi’ni yayımladı ve köleliği kalıcı olarak kaldıracak On Üçüncü Anayasa Değişikliği’ni destekledi.
9 Nisan 1865’te General Robert E. Lee’nin teslim olmasıyla savaşın sonu görünmeye başladı.
Lincoln, yalnızca beş gün sonra, 14 Nisan gecesi Ford Tiyatrosu’nda vuruldu. Ertesi sabah hayatını kaybetti.
Köleliğin ülke çapında kaldırıldığını göremedi.
Fakat attığı son büyük siyasi adım, ölümünden aylar sonra Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’nın bir parçası oldu.
Kaynakça
- ABD Kongre Kütüphanesi – Abraham Lincoln ve Özgürleştirme
- ABD Kongre Kütüphanesi – Bölünmüş Ev Konuşması
- ABD Kongre Kütüphanesi – Lincoln’ün Horace Greeley’e Mektubu
- ABD Ulusal Arşivleri – Özgürlük Bildirisi
- National Park Service – Lincoln ve Kölelik
- National Park Service – Lincoln ve Ayrılık Krizi
- ABD Senatosu – On Üçüncü Anayasa Değişikliği
Haber :
Paylaşımda sorun mu yaşıyorsunuz?
- Haber sayfasını Chrome veya normal tarayıcınızda açın.
- Tarayıcının sağ üst köşesindeki üç nokta (⋮) menüsüne dokunun.
- Menüden Paylaş seçeneğini seçin.
- Açılan listeden Facebook veya Facebook Lite uygulamasına dokunun.
Bu yöntemle haber bağlantısı, başlığı ve kapak görseli paylaşımınıza doğru şekilde eklenir.
ETİKETLER : Yazdır







