Görev: Hikâyeyi oku; kelimelerin anlamını ve okunuşunu incele. Cümle oku, Omurga ve Prensipler ile yapıyı çalış.
Okunuş: Hel se-tudğatu’l-âiletu li-kabûli tesviyetin, em se-tezhebu’l-kadıyyetu ile’l-mahkemeti?Türkçesi: Aile uzlaşmaya mı zorlanacak, yoksa dava mahkemeye mi gidecek?
Okunuş: Ve keyfe se-tetefâalu’l-medînetu indemâ tazharu’l-hakîkatu?Türkçesi: Ve gerçek ortaya çıktığında şehir nasıl tepki verecek?
Okunuş: Terfau Munâ’l-kadıyyete resmiyyen ile’l-mahkemeti.Türkçesi: Muna davayı mahkemeye resmen açar.
Okunuş: Fi’l-yevmi nefsihî, yasılu murâsilun min ekberi sahîfetin fi’l-medîneti ilâ mektebeti Ahmed Bey.Türkçesi: Aynı gün şehrin en büyük gazetesinden bir muhabir Ahmet Bey'in kütüphanesine gelir.
Okunuş: İnnehû zemîlu Munîrin el-kadîmu, el-ismu’llezî vecedethu Nîlun.Türkçesi: O, Nil'in bulduğu isim olan Münir'in eski meslektaşıdır.
Okunuş: İsmu’l-murâsili Keremun.Türkçesi: Muhabirin adı Kerem'dir.
Okunuş: Lekad amile hârice’l-medîneti senevâtin kesîreten, lâkinnehû lem yense Munîran kattu.Türkçesi: Yıllarca şehir dışında çalışmıştır ama Münir'i hiç unutmamıştır.
Okunuş: Lem esteti tasdîka zâlike indemâ vecedûke, yekûlu Keremun, ve huve yusâfihu Munîran.Türkçesi: Seni bulduklarında buna inanamadım, der Kerem, Münir'in elini sıkarak.
Okunuş: Kâne’l-cemîu yazunnu enneke mitte.Türkçesi: Herkes öldüğünü sanıyordu.
Okunuş: Hâzâ mâ eradtuhum en yazunnûhu, yekûlu Munîrun bi-ibtisâmetin hafîfetin.Türkçesi: Onların böyle düşünmesini istedim, der Münir hafif bir gülümsemeyle.
Okunuş: Lâkin lem taud hunâke hâcetun ile’l-ihtibâi.Türkçesi: Ama artık saklanmaya gerek yok.
Okunuş: Yefhasu Keremun el-vesâika, ve yatrahu esileten, ve yudavvinu mulâhazâtin.Türkçesi: Kerem belgeleri inceler, sorular sorar ve not alır.
Okunuş: Hâzihi’l-kıssatu, yekûlu ahîran, leyset mahalliyyeten fakat.Türkçesi: Bu hikaye, der sonunda, sadece yerel değil.
Okunuş: Kad tasılu eydan ile’s-suhufi’l-vataniyyeti.Türkçesi: Ulusal gazetelere de ulaşabilir.
Okunuş: Fî sabâhi’l-yevmi’t-tâlî, yunşeru’l-haberu.Türkçesi: Ertesi sabah haber yayımlanır.
Okunuş: Sirru’l-erbaîne âmen: âde’s-sahafiyyu’l-mefkûdu.Türkçesi: Kırk Yıllık Sır: Kayıp Gazeteci Geri Döndü.
Okunuş: Tebdeu’l-medînetu kulluhâ bi’l-hadîsi anhu.Türkçesi: Bütün şehir bunu konuşmaya başlar.
Okunuş: Fi’l-makâhî ve’l-hâfilâti ve’l-esvâkı, yebdû enne’l-cemîa yervi’l-kıssate nefsehâ.Türkçesi: Kafelerde, otobüslerde, pazarlarda herkes aynı hikayeyi anlatıyor gibi görünür.
Okunuş: Tusâdifu Elîfu bada cîrânihâ’l-kudâmâ hârice menzilihâ.Türkçesi: Elif evinin dışında eski komşularından bazılarıyla karşılaşır.
Okunuş: Yuhaddiku baduhum fîhâ, ve uyûnuhum melîetun bi’d-dehşeti.Türkçesi: Bazıları ona bakakalır; gözleri şaşkınlık doludur.
Okunuş: Lâkinne muzamehum yekteribu bi-ibtisâmetin dâfietin.Türkçesi: Ama çoğu sıcak bir gülümsemeyle yaklaşır.
Okunuş: Kâne ebûki raculen tayyiben, yekûlu cârun musinnun.Türkçesi: Baban iyi bir adamdı, der yaşlı bir komşu.
Okunuş: Le-tâlemâ şartu enne şeyen mâ kâne nâkısan fî tilke’l-kıssati.Türkçesi: O hikayede bir şeylerin eksik olduğunu hep hissetmiştim.
Okunuş: Fi’l-yevmi nefsihî, yetecemmau haşdun havle burci’s-sâati.Türkçesi: Aynı gün saat kulesinin etrafında bir kalabalık toplanır.
Okunuş: Lem yekterib minhu ehadun ilâ hâze’l-haddi münzü senevâtin.Türkçesi: Yıllardır kimse ona bu kadar yaklaşmamıştır.
Okunuş: Yeltekıtu’n-nâsu’s-suvera, ve yetehaddesûne ve yetesâelûne.Türkçesi: İnsanlar fotoğraf çeker, konuşur ve merak eder.
Okunuş: Yakifu Ahmed Bey emâme’l-haşdi ve yeşrahu kulle mâ yarifuhû ani’l-burci.Türkçesi: Ahmet Bey kalabalığın önünde durur ve kule hakkında bildiği her şeyi açıklar.
Okunuş: Yeşrahu li-mâzâ uğlika, ve li-mâzâ udîe’d-davu fî tilke’l-leyleti.Türkçesi: Neden kapatıldığını ve o gece ışığın neden yandığını açıklar.
Okunuş: Lekadi’stuhdime’l-burcu ke-nevin mine’l-işârati münzü vaktin tavîlin, yuvaddıhu.Türkçesi: Kule uzun zamandır bir tür işaret olarak kullanılmıştır, diye açıklar.
Okunuş: Kâne ceddî vâhiden mine’l-eşhâsı ellezîne sâadû’s-sahafiyye alâ hifzi’l-vesâiki bi-emânin.Türkçesi: Dedem, gazetecinin belgeleri güvende tutmasına yardım eden kişilerden biriydi.
Okunuş: Kâne zâlike’d-davu tahzîran, yûkadu fî lahazâti’l-hatari.Türkçesi: O ışık, tehlike anlarında yakılan bir uyarıydı.
Okunuş: Kable erbaîne âmen, ve merraten uhrâ hâzihi’l-merrate.Türkçesi: Kırk yıl önce ve bu kez yine.
Okunuş: Takifu Büşrâ ve Lînâ ve Nâilun ve Nîlun beyne’l-haşdi, ve hum yurâkıbûne bi-mezîcin mine’l-fahri ve ademi’t-tasdîkı.Türkçesi: Büşra, Lena, Nail ve Nil kalabalığın arasında gurur ve inanamama karışımıyla izleyerek dururlar.
Okunuş: Lekad telekkaynâ risâleten vâhideten fakat, yehmisu Nâilun.Türkçesi: Sadece bir mesaj aldık, diye fısıldar Nail.
Okunuş: Ve asbahnâ cuzen min şeyin bi-hâze’l-hacmi.Türkçesi: Ve bu kadar büyük bir şeyin parçası olduk.
Okunuş: Tebtesimu Nîlun.Türkçesi: Nil gülümser.
Okunuş: Ah yânen, tekûlu, tekşifu asğaru’l-eşyâi ekbera’l-hakâikı.Türkçesi: Bazen, der, en küçük şeyler en büyük gerçekleri ortaya çıkarır.
Okunuş: Keyfe se-tuhsemu’l-kadıyyetu fi’l-mahkemeti?Türkçesi: Mahkeme davası nasıl sonuçlanacak?
Okunuş: Ve mâzâ se-yanî’l-burcu li’l-medîneti’l-âne?Türkçesi: Ve kule artık şehir için ne ifade edecek?
🔊
Hikâye bitti · Şimdi yeniden kur
Dinle ve Hikâyeyi Tamamla
Her Arapça cümleyi farklı bir görevle sen tamamla.