Okunuş: Ve keyfe se-tetesarrafu tilke’l-âiletu’l-kaviyyetu indemâ tazharu’l-hakîkatu?Türkçesi: Ve gerçek ortaya çıktığında o güçlü aile nasıl tepki verecek?
Okunuş: Fî tarîkı’l-avdeti mine’t-tâhûneti, lâ yetehaddesu ehadun kesîran.Türkçesi: Değirmenden dönüş yolunda kimse fazla konuşmaz.
Okunuş: Yestekırru’s-sundûku’l-madaniyyu’l-melîu bi’l-vesâiki fî hicri Elîfe ale’l-makadi’l-halfiyyi.Türkçesi: Belgelerle dolu metal kutu arka koltukta Elif'in kucağında durur.
Okunuş: Tumsiku bihî bi-ihkâmin, keennehu kad yahtafî in terakethu.Türkçesi: Onu sıkıca tutar; sanki bırakırsa kaybolabilirmiş gibi.
Okunuş: İndemâ yasılûne ile’l-mektebeti, yeclisu Munîrun ile’t-tâvileti ve yebdeu bi-ferzi’l-vesâiki ve fahsihâ bi-inâyetin.Türkçesi: Kütüphaneye vardıklarında Münir masaya oturur ve belgeleri dikkatle ayırıp incelemeye başlar.
Okunuş: Aleynâ en nefale hâzâ bi’t-tarîkati’s-sahîhati, yekûlu.Türkçesi: Bunu doğru şekilde yapmalıyız, der.
Okunuş: İn tesarrafnâ bi-suratin kebîretin, fe-kad nefkıdu kulle şeyin.Türkçesi: Çok hızlı davranırsak her şeyi kaybedebiliriz.
Okunuş: Yuvâfiku Ahmed Bey.Türkçesi: Ahmet Bey kabul eder.
Okunuş: Kad yekûnu’z-zehâbu mubâşeraten ilâ sahîfetin mahfûfen bi’l-mehâtıri.Türkçesi: Doğrudan bir gazeteye gitmek riskli olabilir.
Okunuş: Nahtâcu evvelen ilâ şahsin mevsûkın bihî.Türkçesi: Önce güvenilir birine ihtiyacımız var.
Okunuş: Mâzâ taksıdu?Türkçesi: Ne demek istiyorsun?
Okunuş: Teselu Büşrâ.Türkçesi: Büşra sorar.
Okunuş: Şahsun yestetîu fahsa’l-vesâiki ve’t-teekkude min ennehâ aslıyyetun, yekûlu Munîrun.Türkçesi: Belgeleri inceleyip gerçek olduklarını doğrulayabilecek biri, der Münir.
Okunuş: Şahsun ledeyhi marifetun kânûniyyetun.Türkçesi: Hukuki bilgisi olan biri.
Okunuş: Ev sahafiyyun kuntu arifuhû min kablu, in kâne lâ yezâlu fi’l-medîneti.Türkçesi: Ya da eskiden tanıdığım bir gazeteci; eğer hâlâ şehirdeyse.
Okunuş: Hâzihi edilletun kaviyyetun, yekûlu.Türkçesi: Bunlar güçlü kanıt parçaları, der.
Okunuş: Lâkinnehâ kad lâ tekûnu kâfiyeten bi-mufredihâ.Türkçesi: Ama tek başlarına yeterli olmayabilirler.
Okunuş: Kad nahtâcu ilâ mezîdin mine’ş-şuhûdi.Türkçesi: Daha fazla tanığa ihtiyacımız olabilir.
Okunuş: Rubbemâ yûcedu âharûne, tekûlu Büşrâ bi-but’in.Türkçesi: Belki başkaları da vardır, der Büşra yavaşça.
Okunuş: Unâsun âharûne tedarrarû min hâzâ kable erbaîne âmen.Türkçesi: Kırk yıl önce bundan etkilenen başka insanlar.
Okunuş: Yetebâdelu’l-cemîu en-nazarâti.Türkçesi: Herkes bakışır.
Okunuş: Teteşekkelu fikretun cedîdetun.Türkçesi: Yeni bir fikir oluşmaktadır.
Okunuş: Teftahu Nîlun hâsûbehâ’l-mahmûle ve tebdeu bi’l-bahsi fî erşîfâti’s-suhufi’l-kadîmeti.Türkçesi: Nil dizüstü bilgisayarını açar ve eski gazete arşivlerinde arama yapmaya başlar.
Okunuş: İn kânet hunâke tekârîru uhrâ an hâzâ ânezâke, tekûlu, yumkinuni’l-usûru aleyhâ.Türkçesi: O zamanlar bununla ilgili başka haberler varsa, der, onları bulabilirim.
Okunuş: Temurru dekâiku.Türkçesi: Dakikalar geçer.
Okunuş: Ahîran telmeu aynâ Nîlin.Türkçesi: Sonunda Nil'in gözleri parlar.
Okunuş: Vectedtuhâ, tekûlu.Türkçesi: Buldum, der.
Okunuş: Fekadet iddetu âilâtin uhrâ fi’l-mintakati nefsihâ menâzilehâ fî zâlike’l-vakti.Türkçesi: Aynı bölgede birkaç başka aile de o dönemlerde evlerini kaybetmiş.
Okunuş: Rubbemâ lâ tezâlu teîşu fi’l-medîneti.Türkçesi: Hâlâ şehirde yaşıyor olabilirler.
Okunuş: Yazharu’l-emelu alâ vechi Munîrin.Türkçesi: Münir'in yüzünde umut belirir.
Okunuş: İzen, yekûlu, aleynâ en netehaddese meahum.Türkçesi: O halde, der, onlarla konuşmamız gerekiyor.
Okunuş: Hel lâ tezâlu eyyetu âiletin min tilke’l-âilâti teîşu fi’l-medîneti?Türkçesi: O ailelerden herhangi biri hâlâ şehirde yaşıyor mu?
Okunuş: Ve keyfe se-yekûnu raddu filihim indemâ yesmeûne’l-hakîkate?Türkçesi: Ve gerçeği duyduklarında nasıl tepki verecekler?
🔊
Hikâye bitti · Şimdi yeniden kur
Dinle ve Hikâyeyi Tamamla
Her Arapça cümleyi farklı bir görevle sen tamamla.