Görev: Hikâyeyi oku; kelimelerin anlamını ve okunuşunu incele. Cümle oku, Omurga ve Prensipler ile yapıyı çalış.
Okunuş: Men hâze'ş-şahsu?Türkçesi: Bu kişi kim?
Okunuş: Ve heli'htefe's-sahafiyyu hakkan, em ennehû kâne yahtabiu tavâle'l-vakti fakat?Türkçesi: Ve gazeteci gerçekten kaybolmuş muydu, yoksa başından beri sadece saklanıyor muydu?
Okunuş: Yertecifu savtu Büşrâ.Türkçesi: Büşra'nın sesi titrer.
Okunuş: Elîfu, takrau.Türkçesi: Elif, diye okur.
Okunuş: Kutibet hâzihi’r-risâletu ileyki.Türkçesi: Bu mektup sana yazılmış.
Okunuş: Tetecemmedu el-ğurfetu.Türkçesi: Oda buz kesilir.
Okunuş: Yenzuru'l-cemîu ilâ Elîfe.Türkçesi: Herkes Elif'e bakar.
Okunuş: Lâkinnî kuntu mucerrede tifletin ânezâke.Türkçesi: Ama o zamanlar sadece bir çocuktum.
Okunuş: Tunâvilu Büşrâ Elîfe er-risâlete.Türkçesi: Büşra mektubu ona verir.
Okunuş: Tehuzuhâ Elîfu bi-yedeyni murtecifeteyni, ve teteharraku aynâhâ bi-suratin abra’s-sutûri.Türkçesi: Elif onu titreyen ellerle alır; gözleri satırların üzerinde hızla gezinir.
Okunuş: Li-lahzatin, lâ yetekellemu ehadun.Türkçesi: Bir an için kimse konuşmaz.
Okunuş: Lâ yusmeu illâ hafîfu’l-veraki.Türkçesi: Sadece kâğıdın hışırtısı duyulur.
Okunuş: Ahîran, terfeu Elîfu resehâ.Türkçesi: Sonunda Elif başını kaldırır.
Okunuş: Tehuzu nefesen amîkan ve tuvâsilu.Türkçesi: Derin bir nefes alır ve devam eder.
Okunuş: Yekûlu innehû lem yahtafi kattu.Türkçesi: Onun asla kaybolmadığını söylüyor.
Okunuş: Kâne yahtabiu.Türkçesi: Saklanıyormuş.
Okunuş: Kâne aleyhi en yehrube mine’n-nâsi’llezîne erâdû el-istîlâe ale’l-vesâiki.Türkçesi: Belgeleri ele geçirmek isteyen insanlardan kaçmak zorunda kalmış.
Okunuş: Li-mâzâ kâne yahtabiu?Türkçesi: Neden saklanıyormuş?
Okunuş: Yeselu Nâilun.Türkçesi: Nail sorar.
Okunuş: Takrau Elîfu’r-risâlete merraten uhrâ, bi-but’in ekbera hâzihi’l-merrate.Türkçesi: Elif mektubu bu kez daha yavaşça tekrar okur.
Okunuş: Li-ennehû, tekûlu ve savtuhâ yetekesseru, erâde en yahmiyenî.Türkçesi: Çünkü, der sesi çatlayarak, beni korumak istemiş.
Okunuş: Lâ yeteneffesu ehadun.Türkçesi: Kimse nefes almaz.
Okunuş: Kâne ebî, tekûlu Elîfu ahîran, ve’l-kelimâtu tahrucu bi-suûbetin.Türkçesi: O benim babamdı, der Elif sonunda; kelimeler güçlükle çıkar.
Okunuş: Lem tuhbirnî ummî kattu.Türkçesi: Annem bana hiç söylemedi.
Okunuş: Kâlet fakat innehû mâte, ev innehû rahale.Türkçesi: Sadece onun öldüğünü ya da gittiğini söyledi.
Okunuş: Lem teşrah zâlike kâmilen kattu.Türkçesi: Bunu hiçbir zaman tam olarak açıklamadı.
Okunuş: Yeclisu’s-seyyidu Ahmedu ile’t-tâvileti, ve vechuhû muskalun bi’l-huzni.Türkçesi: Ahmet Bey masaya oturur; yüzü kederle ağırlaşmıştır.
Okunuş: Lâ budde enne ceddî kâne yarifu eydan, yekûlu bi-but’in.Türkçesi: Dedem de biliyor olmalıydı, der yavaşça.
Okunuş: Rubbemâ li-hâze’s-sebebi lem ecru kattu alâ fethihâ.Türkçesi: Belki de bu yüzden onu açmaya asla cesaret edemedim.
Okunuş: Tuvâsilu Elîfu el-kırâete.Türkçesi: Elif okumaya devam eder.
Okunuş: Yektubu ennehû kâne yurâkıbunî kulle yevmin.Türkçesi: Beni her gün izlediğini yazıyor.
Okunuş: Min baîdin.Türkçesi: Uzaktan.
Okunuş: Lem yekun yestetîu’l-iktirâbe, li-ennehû kâne yarifu ennehû izâ feale zâlike fe-se-yuarridunî ene eydan li’l-hatari.Türkçesi: Yaklaşamazmış; çünkü yaklaşırsa beni de tehlikeye atacağını biliyormuş.
Okunuş: Yekâdu savtuhâ lâ yusmeu.Türkçesi: Sesi neredeyse duyulmaz olur.
Okunuş: Ahbertukum ennehû allemenî el-kırâete, e-tezekkerûne?Türkçesi: Size onun bana okumayı öğrettiğini söylemiştim, hatırlıyor musunuz?
Okunuş: Kâne zâlike sahîhan.Türkçesi: Bu doğruydu.
Okunuş: Lâkinnî lem efhem kattu li-mâzâ kâne dâimen sabûran maî, ve li-mâzâ kâne yehtemmu bî kesîran.Türkçesi: Ama bana neden hep bu kadar sabırlı olduğunu, beni neden bu kadar önemsediğini hiç anlamamıştım.
Okunuş: Kurbe nihâyeti’r-risâleti, hunâke şeyun âharu, unvânun.Türkçesi: Mektubun sonlarına doğru başka bir şey vardır; bir adres.
Okunuş: Ev şeyun yebdû keennehû unvânun, alâmetun kadîmetun tutâbiku harîtaten min erbaîne âmen.Türkçesi: Ya da adrese benzeyen bir şey; kırk yıl öncesinden bir haritayla eşleşen eski bir işaret.
Okunuş: Mâ hâzâ?Türkçesi: Bu ne?
Okunuş: Teselu Nîlun ve hiye tenhanî fevka’r-risâleti.Türkçesi: Nil mektubun üzerine eğilerek sorar.
Okunuş: Yenzuru’s-seyyidu Ahmedu ile’l-unvâni, ve tettesiu aynâhu.Türkçesi: Ahmet Bey adrese bakar; gözleri büyür.
Okunuş: Tilke hiye’t-tâhûnetu’l-kadîmetu hârice’l-medîneti.Türkçesi: Bu, şehrin dışındaki eski değirmen.
Okunuş: Zallet mehcûraten münzü senevâtin.Türkçesi: Yıllardır terk edilmiş durumda.
Okunuş: Rubbemâ, tekûlu Lînâ bi-hudûin, lâ yezâlu hunâke.Türkçesi: Belki, der Lena sessizce, hâlâ oradadır.
Okunuş: Tezallu yedâ Elîfe tertecifâni.Türkçesi: Elif'in elleri titremeye devam eder.
Okunuş: Ba’de erbaîne âmen, tetemtimu, e-yumkinu en yekûne lâ yezâlu alâ kaydi’l-hayâti?Türkçesi: Kırk yıl sonra, diye mırıldanır, hâlâ hayatta olabilir mi?
Okunuş: Lâ yestetîu ehadun el-icâbete.Türkçesi: Kimse cevap veremez.
Okunuş: Hel lâ yezâlu ebûhâ alâ kaydi’l-hayâti?Türkçesi: Babası hâlâ hayatta mı?
Okunuş: Ve in kâne ke-zâlike, fe-li-mâzâ lem yazhar kattu münzü erbaîne âmen?Türkçesi: Ve eğer hayattaysa, kırk yıldır neden hiç ortaya çıkmadı?
🔊
Hikâye bitti · Şimdi yeniden kur
Dinle ve Hikâyeyi Tamamla
Her Arapça cümleyi farklı bir görevle sen tamamla.