Okunuş: Tebdû keennehâ kânet tenteziruhum münzü senevâtin, lâ dekâika.Türkçesi: Onları dakikalardır değil, yıllardır bekliyormuş gibi görünür.
Okunuş: Udhulû, tekûlu bi-besâtatin.Türkçesi: İçeri girin, der sade bir şekilde.
Okunuş: Seu'iddu ba'da'l-kahveti.Türkçesi: Biraz kahve yapacağım.
Okunuş: Fi'd-dâhili, el-beytu sağîrun lâkinnehu murattebun.Türkçesi: İçeride ev küçük ama düzenlidir.
Okunuş: Temleu's-suveru'l-kadîmetu'l-cudrâne, ve'r-rufûfu memlûetun bi-kutubin tebdû akdeme mine'l-mebnâ nefsihî.Türkçesi: Eski fotoğraflar duvarları kaplar ve raflar binanın kendisinden daha eski görünen kitaplarla doludur.
Okunuş: Teda'u Büşrâ el-hâtife ale't-tâvileti, ve tudîru's-sûrate likey terâhâ Elîf bi-vudûhin.Türkçesi: Büşra telefonu masaya koyar ve Elif'in açıkça görebilmesi için fotoğrafı çevirir.
Okunuş: Te'ûdu Elîf bi-fincâneyni, ve tulkî nazraten ale'ş-şâşeti, summe telzemu's-samte.Türkçesi: Elif iki fincanla geri döner, ekrana göz atar ve sessizleşir.
Okunuş: Tuhaddiku fîhâ vakten tavîlen, atvale mimmâ yetevakka’uhu’l-cemî’u.Türkçesi: Ona uzun süre bakar; herkesin beklediğinden daha uzun.
Okunuş: Lem urid ebeden en erâ zâlike'd-dav'e merraten uhrâ, tekûlu ahîran ve savtuhâ yertecifu kalîlen.Türkçesi: O ışığı bir daha görmek istemedim, der sonunda, sesi hafifçe titreyerek.
Okunuş: Hel ta'rifîne hâze'l-burce?Türkçesi: Bu kuleyi tanıyor musunuz?
Okunuş: Yes'elu Nâilun.Türkçesi: Nail sorar.
Okunuş: Bedelen mine'l-icâbeti, temşî Elîf ilâ hizânetin kadîmetin fi'z-zâviyeti ve teftahu'd-durce's-sufliyye.Türkçesi: Cevap vermek yerine Elif köşedeki eski bir dolaba yürür ve alt çekmeceyi çekip açar.
Okunuş: Tuhricu defteren bâliyen bâhite’l-levni.Türkçesi: Yıpranmış, solmuş bir defter çıkarır.
Okunuş: Alâ ğilâfihî ismun mektûbun bi-hibrin kâde yahtafî.Türkçesi: Kapağında, neredeyse kaybolmuş mürekkeple yazılmış bir isim vardır.
Okunuş: Tekrauhu Büşrâ bi-savtin âlin.Türkçesi: Büşra onu yüksek sesle okur.
Okunuş: İnnehu'l-ismu nefsuhu'llezî zekerahu's-seyyidu Ahmedu, ismu's-sahafiyyi'llezî ihtefâ münzü erba'îne seneten.Türkçesi: Bu, Ahmet Bey'in söz ettiği isimle aynıdır; kırk yıl önce ortadan kaybolan gazeteci.
Okunuş: Kuntu a'rifuhu, tekûlu Elîf ve hiye tedummu'd-deftere ilâ sadrihâ.Türkçesi: Onu tanıyordum, der Elif, defteri göğsüne bastırarak.
Okunuş: Münzü en kuntu tifleten.Türkçesi: Çocukluğumdan beri.
Okunuş: Kâne yeskunu fî hayyinâ fi’l-mâdî.Türkçesi: Eskiden bizim mahallemizde yaşardı.
Okunuş: Huve'llezî allemenî keyfe akrau.Türkçesi: Bana okumayı öğreten kişi oydu.
Okunuş: Yesûdu's-samtu fi'l-ğurfeti.Türkçesi: Oda sessizleşir.
Okunuş: Kable ihtifâihî bi-yevmeyni, taraka bâbî, tuvâsilu kelâmehâ.Türkçesi: Kaybolmadan iki gün önce kapımı çaldı, diye devam eder.
Okunuş: Kâne yahmilu zarfen sağîran.Türkçesi: Küçük bir zarf tutuyordu.
Okunuş: Nâvelenîhi ve kâle: Lâ teftahî hâzâ illâ indemâ yehînu’l-vaktu’l-munâsibu.Türkçesi: Onu bana verdi ve doğru zaman geldiğinde bunu aç dedi.
Okunuş: Summe rahale.Türkçesi: Sonra gitti.
Okunuş: Lem erahu ba'de zâlike ebeden.Türkçesi: Onu bir daha hiç görmedim.
Okunuş: Hel mâ zâle indeki?Türkçesi: Hâlâ sende mi?
Okunuş: Tes'elu Lînâ bi-savtin eşbehe bi'l-hemsi.Türkçesi: Lena neredeyse fısıltıyla sorar.