Görev: Hikâyeyi oku; kelimelerin anlamını ve okunuşunu incele. Cümle oku, Omurga ve Prensipler ile yapıyı çalış.
Okunuş: Mâzâ kâne ya'rifu's-seyyidu Ahmedu hattâ teğayyera savtuhû fec'eten hâkezâ?Türkçesi: Ahmet Bey ne biliyordu da sesi bu kadar aniden değişti?
Okunuş: Fi'd-dâhili, celese's-seyyidu Ahmedu ile't-tâvileti ve şebbeke yedeyhi, ve lem yekul şey'en li-ba'di'l-vakti, ke'ennehû yahtâru kelimâtihî bi-inâyetin.Türkçesi: İçeride Ahmet Bey masaya oturur ve ellerini kavuşturur; bir süre hiçbir şey söylemez, sanki kelimelerini dikkatle seçiyormuş gibi.
Okunuş: Kâle ahîran: Hâze'l-burcu lem yudi' min kablu illâ merraten vâhideten.Türkçesi: “Bu kule,” sonunda der, “daha önce yalnızca bir kez ışık yaktı.”
Okunuş: Kable erbaîne seneten.Türkçesi: Kırk yıl önce.
Okunuş: Tevakkafe kalîlen.Türkçesi: Bir an duraksadı.
Okunuş: Fî sabâhi'l-yevmi'llezî telâ tilke'l-leylete, ihtefâ şahsun min hâzihi'l-medîneti.Türkçesi: O gecenin ertesi sabahı bu şehirden biri kayboldu.
Okunuş: Nehada's-seyyidu Ahmedu ve meşâ ilâ raffin, summe ahrace mileffen kadîmen musferran.Türkçesi: Ahmet Bey ayağa kalktı, bir rafa yürüdü ve eski, sararmış bir dosya çıkardı.
Okunuş: Kâne yuhakkiku fî emrin yeteallaku bi'l-medîneti, emrin lem yesteti' ikmâlehû kattu.Türkçesi: Şehirle ilgili bir şeyi araştırıyordu; asla tamamlayamadığı bir şeyi.
Okunuş: Ve lem yerahu ehadun ba’de zâlike ebeden.Türkçesi: Bir daha hiç görülmedi.
Okunuş: Ve'l-âne yudîu'l-burcu min cedîdin.Türkçesi: Ve şimdi kule yeniden ışık saçıyor.
Okunuş: Nazaret Büşrâ ile's-sûrati, summe nazaret ileyhi merraten uhrâ.Türkçesi: Büşra fotoğrafa baktı, sonra yeniden ona baktı.
Okunuş: Cealehâ şey'un fî tarîkati kelâmihî teşuru ke'ennehû yuhfî şey'en.Türkçesi: Konuşma biçimindeki bir şey ona, sanki bir şeyi saklıyormuş gibi hissettirdi.
Okunuş: Kâlet Lînâ bi-hudûin: Yenbeğî en nettesile bi’l-muallimeti Elîf eydan.Türkçesi: Lena sessizce, “Elif Öğretmen’i de aramalıyız,” dedi.
Okunuş: Rafea's-seyyidu Ahmedu ra'sehû.Türkçesi: Ahmet Bey başını kaldırdı.
Okunuş: Derese vechehâ li-lahzatin, summe evme'e bi-ra'sihî.Türkçesi: Bir an yüzünü dikkatle inceledi, sonra başını salladı.
Okunuş: Kâle: Neam.Türkçesi: “Evet,” dedi.
Okunuş: Yenbeğî en tefalû zâlike.Türkçesi: Bunu yapmalısınız.
Okunuş: Lem yes'el ehadun: Limâzâ?Türkçesi: Kimse neden diye sormadı.
Okunuş: Li-sebebin mâ, lem yebdu hâze’s-suâlu munâsiben ba’du.Türkçesi: Nedense bu henüz doğru soru gibi görünmüyordu.
Okunuş: Ehazet Büşrâ hâtifehâ, ve zalet esâbiuhâ muallakaten fevka'ş-şâşeti.Türkçesi: Büşra telefonunu aldı; parmakları ekranın üzerinde asılı kaldı.
Okunuş: Tesâelet li-lahzatin keyfe seyekûnu şuûruhâ levi'bteadet an kulli hâzâ.Türkçesi: Kısa bir an bütün bunlardan uzaklaşmanın nasıl hissettireceğini düşündü.
Okunuş: Ve tesâelet keyfe seyekûnu şuûruhâ lev tezâheret bi-enne’r-risâlete lem tesil kattu.Türkçesi: Mesaj hiç gelmemiş gibi davranmanın nasıl hissettireceğini düşündü.
Okunuş: Lâkinnehâ lem tefal.Türkçesi: Ama bunu yapmadı.
Okunuş: Beli’ttesalet bi-Elîf.Türkçesi: Onun yerine Elif’i aradı.
Okunuş: Ranne'l-hâtifu merrateyni kable en tucîbe Elîf, ve kâne savtuhâ hâdi'en, ke'ennehâ kânet tenteziru hâze'l-ittisâle münzü senevâtin lâ dakâika.Türkçesi: Elif cevap vermeden önce telefon iki kez çaldı; sesi sakindi, sanki aramayı dakikalardır değil yıllardır bekliyordu.
Okunuş: Hel yumkinunâ en ne'tiye ileyki?Türkçesi: Yanına gelebilir miyiz?
Okunuş: Se'elet Büşrâ.Türkçesi: Büşra sordu.
Okunuş: El-emru yeteallaku bi'l-burci'l-kadîmi.Türkçesi: Konu eski kuleyle ilgili.
Okunuş: Sâde samtun kasîrun fi't-tarafi'l-âhari, samtun yekûlu eksera mimmâ testetîu'l-kelimâtu en tekûlehû.Türkçesi: Diğer uçta kısa bir sessizlik oldu; kelimelerden daha fazlasını söyleyen bir sessizlik.