اِسْمٌ مِنَ الْمَاضِي
Okunuş: İsmun mine'l-mâdî · Geçmişten Bir İsim
Mâzâ kâne ya'rifu's-seyyidu Ahmedu hattâ teğayyera savtuhû fec'eten hâkezâ?
Ahmet Bey ne biliyordu da sesi bu kadar aniden değişti?
Fi'd-dâhili, celese's-seyyidu Ahmedu ile't-tâvileti ve şebbeke yedeyhi, ve lem yekul şey'en li-ba'di'l-vakti, ke'ennehû yahtâru kelimâtihî bi-inâyetin.
İçeride Ahmet Bey masaya oturur ve ellerini kavuşturur; bir süre hiçbir şey söylemez, sanki kelimelerini dikkatle seçiyormuş gibi.
Kâle ahîran: Hâze'l-burcu lem yudi' min kablu illâ merraten vâhideten.
“Bu kule,” sonunda der, “daha önce yalnızca bir kez ışık yaktı.”
Kable erbaîne seneten.
Kırk yıl önce.
Tevakkafe kalîlen.
Bir an duraksadı.
Fî sabâhi'l-yevmi'llezî telâ tilke'l-leylete, ihtefâ şahsun min hâzihi'l-medîneti.
O gecenin ertesi sabahı bu şehirden biri kayboldu.
Sâde's-samtu fi'l-ğurfeti.
Odaya sessizlik çöktü.
Men?
Kim?
Se'ele Nâilun.
Nail sordu.
Nehada's-seyyidu Ahmedu ve meşâ ilâ raffin, summe ahrace mileffen kadîmen musferran.
Ahmet Bey ayağa kalktı, bir rafa yürüdü ve eski, sararmış bir dosya çıkardı.
Kâle: Sahafiyyun.
“Bir gazeteci,” dedi.
Kâne yuhakkiku fî emrin yeteallaku bi'l-medîneti, emrin lem yesteti' ikmâlehû kattu.
Şehirle ilgili bir şeyi araştırıyordu; asla tamamlayamadığı bir şeyi.
Ve lem yerahu ehadun ba’de zâlike ebeden.
Bir daha hiç görülmedi.
Vadaa'l-mileffe ale't-tâvileti, velâkinnehû lem yeftahhu.
Dosyayı masaya koydu ama açmadı.
Ve'l-âne yudîu'l-burcu min cedîdin.
Ve şimdi kule yeniden ışık saçıyor.
Nazaret Büşrâ ile's-sûrati, summe nazaret ileyhi merraten uhrâ.
Büşra fotoğrafa baktı, sonra yeniden ona baktı.
Cealehâ şey'un fî tarîkati kelâmihî teşuru ke'ennehû yuhfî şey'en.
Konuşma biçimindeki bir şey ona, sanki bir şeyi saklıyormuş gibi hissettirdi.
Kâlet Lînâ bi-hudûin: Yenbeğî en nettesile bi’l-muallimeti Elîf eydan.
Lena sessizce, “Elif Öğretmen’i de aramalıyız,” dedi.
Rafea's-seyyidu Ahmedu ra'sehû.
Ahmet Bey başını kaldırdı.
Derese vechehâ li-lahzatin, summe evme'e bi-ra'sihî.
Bir an yüzünü dikkatle inceledi, sonra başını salladı.
Kâle: Neam.
“Evet,” dedi.
Yenbeğî en tefalû zâlike.
Bunu yapmalısınız.
Lem yes'el ehadun: Limâzâ?
Kimse neden diye sormadı.
Li-sebebin mâ, lem yebdu hâze’s-suâlu munâsiben ba’du.
Nedense bu henüz doğru soru gibi görünmüyordu.
Ehazet Büşrâ hâtifehâ, ve zalet esâbiuhâ muallakaten fevka'ş-şâşeti.
Büşra telefonunu aldı; parmakları ekranın üzerinde asılı kaldı.
Tesâelet li-lahzatin keyfe seyekûnu şuûruhâ levi'bteadet an kulli hâzâ.
Kısa bir an bütün bunlardan uzaklaşmanın nasıl hissettireceğini düşündü.
Ve tesâelet keyfe seyekûnu şuûruhâ lev tezâheret bi-enne’r-risâlete lem tesil kattu.
Mesaj hiç gelmemiş gibi davranmanın nasıl hissettireceğini düşündü.
Lâkinnehâ lem tefal.
Ama bunu yapmadı.
Beli’ttesalet bi-Elîf.
Onun yerine Elif’i aradı.
Ranne'l-hâtifu merrateyni kable en tucîbe Elîf, ve kâne savtuhâ hâdi'en, ke'ennehâ kânet tenteziru hâze'l-ittisâle münzü senevâtin lâ dakâika.
Elif cevap vermeden önce telefon iki kez çaldı; sesi sakindi, sanki aramayı dakikalardır değil yıllardır bekliyordu.
Hel yumkinunâ en ne'tiye ileyki?
Yanına gelebilir miyiz?
Se'elet Büşrâ.
Büşra sordu.
El-emru yeteallaku bi'l-burci'l-kadîmi.
Konu eski kuleyle ilgili.
Sâde samtun kasîrun fi't-tarafi'l-âhari, samtun yekûlu eksera mimmâ testetîu'l-kelimâtu en tekûlehû.
Diğer uçta kısa bir sessizlik oldu; kelimelerden daha fazlasını söyleyen bir sessizlik.
Kâlet Elîf ahîran: Bi't-tab'i.
Elif sonunda, “Elbette,” dedi.
Seu'iddu'l-kahvete.
Kahveyi hazırlayacağım.
İnkataa'l-hattu.
Hat kapandı.
Enzelet Büşrâ el-hâtife bi-but'in, ve lem tekun muteekkideten limâzâ kânet yedâhâ tertacifâni.
Büşra telefonu yavaşça indirdi; ellerinin neden titrediğinden emin değildi.
Kâle Nâilun: İnnehâ lem tes'el hattâ ammâ hadese.
Nail, “Ne olduğunu sormadı bile,” dedi.
Vâfeka's-seyyidu Ahmedu bi-hudûin: Lâ.
Ahmet Bey sessizce onayladı: “Hayır.”
Lem tekun bi-hâcetin ile’s-suâli.
Sormasına gerek yoktu.
Mâzâ tuhfî el-muallimetu Elîf?
Elif Öğretmen ne saklıyor?
Ve limâzâ bedâ savtuhâ ke'ennehâ kânet tenteziru münzü'l-bidâyeti?
Ve sesi neden başından beri bekliyormuş gibi geldi?