
Bazen İnsan Yeniden Başlamaz, Yavaşça Kendine Döner
27 Temmuz 2026 08:36:08
Denge
Bazı günler vardır...
İnsan ne üzgündür ne de mutludur.
Sadece içindeki bütün sesler biraz kısılmış gibidir.
Sabah kalkar.
Hazırlanır.
İşlerini yapar.
Konuşması gereken insanlarla konuşur.
Gülümsemesi gereken yerde gülümser.
Dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır.
Ama kendi içinde, uzun zamandır kapısı açılmamış bir oda vardır.
Ne zaman bu kadar yorulduğunu tam olarak hatırlamaz.
Belki tek bir olay yüzünden değildir.
Biriken küçük hayal kırıklıkları...
Ertelenen istekler...
Sürekli güçlü görünme çabası...
Kimseyi üzmemek için içine atılan cümleler...
Hepsi zamanla insanın omuzlarında görünmeyen bir ağırlığa dönüşür.
Sonra bir gün, hiç beklemediği küçük bir şey olur.
Yolda yürürken eski bir şarkı çalar.
Bir çocuk kaldırımda kendi gölgesine basmaya çalışır.
Uzun zamandır konuşmadığı biri, yalnızca “Nasılsın?” diye mesaj gönderir.
Ya da pencerenin önünde günlerdir kuru görünen bir çiçeğin arasından küçücük yeşil bir filiz çıkar.
Hayat bazen büyük kapılar açmaz.
Sadece küçük bir aralık bırakır.
İçeri biraz ışık girer.
İnsan o anda bütün sorunlarını unutmaz.
Birdenbire çok güçlü de olmaz.
Ama içinde uzun zamandır hissetmediği bir şey kıpırdar.
Belki merak...
Belki özlem...
Belki de yeniden bir şeylere inanabilme ihtimali...
Çünkü insanın içindeki umut her zaman gürültülü değildir.
Bazen sessizce bekler.
Kırgınlıkların altında...
Yorgunluğun arkasında...
“Artık hiçbir şey değişmez.” dediğimiz yerin hemen yakınında...
Kendini belli etmeden yaşamaya devam eder.
Bir sabah uyanırsın ve aynı hayat seni bekliyordur.
Aynı sorumluluklar...
Aynı yollar...
Aynı insanlar...
Ama sen, düne göre çok küçük bir farkla bakarsın dünyaya.
Masandaki yarım kalmış işi bitirmek istersin.
Uzun zamandır açmadığın kitabın kapağını kaldırırsın.
Bir arkadaşının sesini duymak iyi gelir.
Aylardır ertelediğin bir düşünce yeniden aklına düşer.
Belki hiçbir şey kökten değişmemiştir.
Fakat içindeki hareket geri dönmüştür.
İnsan bazen tam da böyle toparlanır.
Kimsenin fark etmediği küçük anlarla...
Bir kahvenin kokusuyla...
Tanıdık bir sesle...
Beklenmedik bir gülümsemeyle...
Ya da kendi içinde yeniden duyduğu o cümleyle:
“Belki hâlâ mümkün.”
Hayatın bütün dönemleri aynı renkte değildir.
Bazı zamanlar insan üretir.
Bazı zamanlar bekler.
Bazı zamanlar yalnızca ayakta kalır.
Ve bazen ayakta kalmaya çalıştığı günlerde bile, içinde yeni bir başlangıcın hazırlığı sürer.
Toprağın altında bekleyen bir tohum gibi...
Dışarıdan sessiz görünür.
Ama derinlerde hayat devam ediyordur.
Belki son zamanlarda eskisi kadar heyecanlanmıyorsun.
Belki içindeki enerjinin azaldığını düşünüyorsun.
Belki sen bile kendini tanımakta zorlanıyorsun.
Ama insan her zaman kaybolduğu yerde kalmaz.
Bazen yolunu bir haritayla değil, küçücük bir hisle bulur.
Bir şeyin hâlâ güzel gelebileceğini fark eder.
Bir yere yeniden ait hisseder.
Bir düşünceye yeniden heyecanlanır.
Ve içindeki kapalı odanın penceresi yavaşça açılır.
Temiz hava içeri girer.
Perdeler hafifçe hareket eder.
Uzun zamandır sessiz kalan o yerde hayat yeniden duyulmaya başlar.
Büyük bir zafer gibi değil...
Sessiz bir dönüş gibi.
Çünkü bazen insan yeniden başlamaz.
Sadece uzun zamandır uzak kaldığı kendisine, yavaşça geri döner.
ETİKETLER : Yazdır





